Melih Esat Açıl – Sosyal Medya Ahlakı/İslami Duruş!

9:26 / 12:11#sosyalmedya#ahlak#sosyalmedyaahlakı

Melih Esat Açıl – Sosyal Medya Ahlakı/İslami Duruş!

8.658 Aufrufe•07.12.201887527TEILENSPEICHERNMelih Esat Açıl156.000 AbonnentenMITGLIED WERDENABONNIERTİZLEYİP GEÇMEYİN! LÜTFEN KANALA ABONE OLARAK DESTEK OLAN: https://www.youtube.com/melihesatacil​ İletişim: https://www.instagram.com/melihesatacil​ Sosyal medyada sözün çoğaltılması, görüntü ve sesli materyallerin çoğaltılmasının insanî ve İslâmî bir sorumluluğu var mıdır? Bu soruya fıkhî bir cevap verilebilir. Ancak konuyu Efendimiz’in (s.a.v.) “Kişinin her duyduğunu söylemesi, kendisine günah olarak yeter.” hadîs-i şerîf çerçevesinde düşündüğümüz zaman biraz dikkatli olmamız gerekiyor. Sözün terbiyesi, gözün terbiyesi, gönlün terbiyesi… Bu üç terbiye alanı, İslâm’ın bizden hassas davranmamızı istediği sahaların en önemlileridir. Kalbimizi ve rûhumuzu, menfî mânâda dış taarruzlardan koruyabilmek için sarsılmaz bir mânevî zırha bürünmeye ihtiyacımız var. Bugün modernleşme hastalığına tutulan bakış açımız, idrâklerimiz maalesef bizi içinden çıkamadığımız savrulmalara sürüklemektedir. Her geçen gün yeni gelişmelere muhatap olan topluma, İslâm’ın ana çizgisinden sapmayacak tespit ve değerlendirilmelerin getirilmesi de ayrıca bir gayret istemektedir. Müslüman için en büyük tehlike, şekil açısından müslümanlığındaki eksikliklerden ziyâde zihniyetinin savrulmasıdır. Zihniyet savrulması, vücuttaki kanın her zerresine iflah olmaz bir virüsün bir daha çıkmamak üzere girmesi ve sahibini öldürmesi gibidir. Hele bir de bu savrulma, toplum olarak yaşanırsa, bu katlanmış ve daha fecî bir felakettir. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in şu hadîs-i şerîfini ölçü alarak, bugün hepimizi sarıp sarmalayan toplumsal bir probleme temas etmek istiyoruz. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyuruyor: “Kişinin her duyduğunu söylemesi, kendisine günah olarak yeter.” (Müslim, Mukaddime, 5) Gerek bu hadîs-i şerîften, gerekse insanı “dil terbiyesi hususunda eğiten” diğer hadîs-i şerîflerden Peygamber Efendimiz’in sükûta ne kadar ehemmiyet verdiğini görüyoruz. İnsanın ihtiyaç hâlinde konuşması ne kadar gerekliyse, boş yere konuşması da o kadar çirkin ve abestir. Diline hâkim olamadığı için konuşmalarında gıybet, iftira vb. günahların bolca işlenmesi de insanın vebâl ve sorumluluğunu kat kat artırır. SÖZ EMANETTİR Söz, emanettir. Sır emanettir. Söylerken doğruyu söylemek şart olduğu gibi, her doğruyu her yerde söylememek de gerekir. Neyin, nerede, nasıl ve kime söylenmesi gerektiğini bilmek ise, başlı başına bir akıl ve firâset eseridir. İnsanın kimden duyduğuna ehemmiyet vermeden, sözün nereye gideceğini düşünmeden, bir papağan gibi her duyduğunu tekrar etmesi; pek çok yalan ve iftiranın yayılmasına yol açtığı gibi, tamiri imkânsız kalp kırıklıklarına ve âhirette karşısına çıkacak büyük kul haklarına sebep olur. Hayat kısadır. İnsan, hayata bir gâye için gönderilmiştir. İnsanın en büyük gâyesi, Allâh’ın rızâsını kazandıracak bir kulluk hayatıdır. İnsanı bu gayeye ulaştıran her türlü söz, davranış, düşünce ve duygu makbulken; insanı Allah’tan uzaklaştıran her türlü amel de kötüdür ve reddedilmiştir. İnsanın kötülüğü tek başına yapmasının bir suçu ve vebâli vardır. Bir de bu suça alenîlik eklenirse, kötülüğü yaymak, teşvik etmek, özendirmek ve normalleştirmek gibi birçok ek vebal de gündeme gelir. Bugün insanlar, her duyduklarını nakledip çoğaltabilecekleri, çok büyük imkânlara kavuşmuşlardır. Eskiden dedikoducular, ev ev, kapı kapı dolaşarak dedikodularına müşteri ararlardı. Bugün ise, “sosyal medya kanalları” dedikodunun başlayıp dünya çapında çoğaltıldığı, herkesin bilgisi olsun olmasın, doğru-yanlış ayırt etmeksizin her şeyi konuşup durduğu bir alan hâline gelmiştir. İnsanın ağzından çıkan her kelime, kendisine nasıl bir sorumluluk yüklerse, sosyal medya kanallarında paylaşılan her yorum, her beğeni veya tavsiye de üzerine yüklenen bir başka sorumluluk şeklidir. İnsan neyi beğeniyor, neyi tavsiye edip neye yorumda bulunuyorsa, yarın hepsi toplanacak ve önüne konulacaktır. Bu mânâda bilmediğimiz bir konu veya şahıs hakkında yorumda bulunmak, duyduğumuz her şeyi -doğru bile olsa- yaymak; en azından âhiret vebâlidir ve bir kere daha üzerinde düşünmeyi gerektirir. İletişim unsuru görünümünde, hattâ mâsum bir irtibat aracı olarak gördüğümüz sorunlu “sosyal medya araçlarını” zikrettiğimiz hadîs-i şerîf çerçevesinde düşündüğümüz zaman duyduğumuzu, gördüğümüzü, işittiğimizi paylaşma, aktarma işimizi hangi mantıklı zemine oturtacağız? Bu sorunun cevabı, bizim sosyal medya ile ilişkimizi de ortaya koyacaktır. SOSYAL MEDYADA “KUL HAKKI İHLALİ” … Sosyal medya ve islam, sosyal medya ahlakı, sosyal medyada güzel ahlak, sosyal medyada ahlaksızlık, sosyal medya ilmihali, sosyal medyada sevap, sosyal medya haram, sosyal medya caiz mi, sosyal medya kullanmanın dini hükmü nedir, yeni medya ahlakı, yeni medya okuryazarlığı, yerli ve milli sosyal medya… #sosyalmedya#ahlak#sosyalmedyaahlakı