Devleti Aliye Muhammediye-Türkiye

#ChpMaskesi5816 ataturk M. Kamal #ChpMaskesi5816 ile korumasınlar da, bu gerçekleri nasıl saklasınlar ?

1

Eşi Latife Hanım.. Anadolu Ajansı’nda yayınlanan iki satırlık bir tebliğle kendisini boşanmış halde baba evinde buldu..

Çankaya’nın gözdesi, annesinin büyüttüğü Fikriye Hanım !

Sırtından giren bir kurşunla „kendi kendini tuhaf biçimde vurdu

Bir mezarı olmadı

M. Kemal’in arkadaşlarını asan İstiklâl Mahkemesi’nin korku veren hakimi Kel Ali (Çetinkaya) yaka paça sofradan atıldı, bir daha köşke dönemedi..

Yazar Halide Edip

Ölene kadar muhalif yaşadı..

Kocası Adnan Bey asılma ihtimali üzerine kaçtı

Ve en önemlisi

Kardeşimsin dediği, en yakın dostu

İsmet İnönü !

Öldürülme emri verilince kaçtı

Siyaseten silindi

Ancak ölünce dönebildi. Fevzi Çakmak’ın çabasıyla cumhurbaşkanı olabildi !

#ChpMaskesi5816

Şimdi siz söyleyin !

M. Kemal’i #ChpMaskesi5816 ile korumasınlar da, bu gerçekleri nasıl saklasınlar ?

Not: 2500 lük davarlar bu bilgileri okuyamaz

Onlar ancak, ağzıyla havada leblebi tutan M. Kemal’i okur

Bu yazı, son twit hariç

Gazeteci Selahattin Duman’ın bir yazısından alınmıştır !

Yola çıktığı dava ( silah ) arkadaşları vardı. 

..,, .,,

Hava kapalı olduğundan konuşamıyoruz

20 BİN TÜRK YAHUDİSİNİ ALMANYADAN TÜRKİYEYE GETİRMİŞ VE ANKARAYA BİR YAHUDİ DEVLETİ KURMUŞ…??..

NE ZAMAN GİTMİŞ BU TÜRKLER ORAYA.???

KİM BU ADAM.??

BEHİÇ ERKİN…

AUBREY HERBETİN OGLU….

OSMANLI DEMİR YOLLARI ŞİRKETİNİN SAHİBİ.???..

OSMANLI DEMİR YOLLARINI VİDEODA ANLATMIŞTIK…ANKARAYA NASIL YAHUDİ DEVLETİ KURULDUGUNU….

Behiç Erkin bir Osmanlı komutanıdır.

Kurtuluş Savaşı sırasında orduyu ve cephaneyi cepheye sevk etmek işini başarıyla gerçekleştirerek cephe arkası kahramanı olmuştur.

Cumhuriyet döneminde demir yollarının millileştirilmesini sağlamış, hem İ.T.Ü’nün derslerini hem de demir yollarının işletme dilini Türkçe yapmış, Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk defa özerkleştirme yaparak İ.T.Ü’yi özerkleştirmiş, Cumhuriyet döneminde ilk kamu müzesini ve ilk demir yolu mektebini kurmuş, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın fikir babası ve 2. Dünya Savaşı sırasında Paris Büyükelçiliği görevi ile yaklaşık 20.000 Yahudi Türk’ü Nazilerin elinden kurtarmıştır.

Bu görevlerdeki başarıları nedeni ile ayrıca iki sene Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve Budapeşte Büyükelçiliği görevlerinde bulunmuştur.

Ayrıca kendisi Osmanlı’da askeri açıdan demir yollarının değerlendirildiği ilk ve tek yapıtı (Demiryollarının Askeri Açıdan Tarihi, Kullanımı ve Örgütü) yazmıştır. Erkin (erkin: şartlar ne olursa olsun bağımsız karar alabilen) soyadı kendisine Mustafa Kemal Atatürk tarafından verilmiştir.

Sahip Olduğu Madalyalar: -İstiklal Madalyası: 24.05.1926 -3. derece Demir Haç madalyası: Mustafa kemal ölünce cumhur başkanı olan abdül halik renda.??

behiç erkin…..ikiside aynı kişi…ingiliz ajanı.

aubrey herbertin oglu…

takma diger adı.

ibrahim türker…

İngiliz ajanları her göreve göre kılık degiştiriyorlar.BABASI AUBREY HERBERT…

ÇANAKKALEDE TAKMA ADI .

HÜSEYİN AVNİ PAŞA…

ŞU FUAT AVİNİN AVNİSİ…

57 . ALAYI

5816 İLE BERABER YOKEDEN..

İNGİLİZ AJAN İTTİHAT TERAKKİNİN.LİDERİ…

SAMSUNA GİDERKEN KULLANDIGI KOD İSİM…

BERC KERESTECİYAN…..OGLU…ELÇİ OLARAK KULLANDIGI İSİM..BEHİÇ ERKİN….

CUMHUR BAŞKANI OLURKEN KULLANDIGI TAKMA ADI…

ABDÜL HALİK RENDA.??..

YAKIN TARİHİMİZ NE KADAR GİZEMLİ DEGİLMİ….5816.

KORUMA KANUNU NEYİ KORUYOR DAHA İYİ ANLIYORSUNUZ DEGİLMİ……

AUBREY HERBERTİN TORUNU GRAHAN FULLER…

15 TEMMUZ DARBESİNİ YÖNETEN AJAN….

KIZININ ADI ANKARA…

KİMLERLE MÜCADELE ETTİGİMİZİ GÖRÜYORSUNUZ DEGİLMİ..İbrahim türker yada behiç yada renda ne dersen de adamın 40 tane ismi var….

1980 darbesinde bakın kenan evrenin önünde gidiyor..

Bild könnte enthalten: 3 Personen, Personen, die stehen

Kainatı yaratan Allah’ın devlet işine karışamadığı fakat embesil bir CHP’linin

Müslümanın her işine karışabildiği sisteme LAİKLİK denir

Peki nedir Laiklik ?

90 sene eğitim alıp, heykel, resim, müzik, bale, opera yapamamaktır Laiklik !

Osmanlıda Çanakkale Savaşında Namaz kılan şehitlerle övünüp, Cumhuriyette, Namaz kılanları kovalamaktır laiklik !

4

İşgalde,

Sütçü Imamın çarşaflı kadınlara saldıran Ermeni Fransız askerlere attığı kurşunu sahiplenip, işgalden kurtulunca Cumhuriyette çarşaf parçalamaktır laiklik

Peki başka nedir Laiklik ?

Osmanlıda, „Anayasamız Kur’an’dır“ diyip, Cumhuriyette „Gökten indiği sanılan kitap“ demektir Laiklik

Hukuk Yüzü görmemiş subaylarla

„Sanıkların idamına, Tanıkların bilahere dinlenmesine“ diyen hakimleri sahiplenip

Makamında şehid edilen hakime sahip çıkmayıp, 2 terörist için Adalet Yürüyüşü yapmaktır Laiklik !

Peki başka nedir Laiklik ?

Namaz kılmayıp, oruç, tutmayıp, hacca gitmeyip, Zekat vermeyip, Kelime-i Şehadet getirmeyip, yine de müslümanlara, en iyi nasıl müslüman olunur, bunu tarif etmektir Laiklik !

Aynı simâya ait  yüzbinlerce heykel yapıp, yine de hiçbirisini, Mustafa Kemal’e benzetememektir laiklik !

Peygamberlere, Evliyaya, Keramete küfredip, dağda taşta, bulutta, pilavda

Atatürk gölgesi aramaktır laiklik !

% 25’in % 52’den büyük olduğunu Teröristin vatanını koruyan Vatansever olduğunu (YPG) savunup, PKK ile kol kola girip, Tayyip Erdogan Yeah Megri Megri diye çemkirmektir Laiklik !

Profiline Enver Paşa’dan Nefret eden ve ülkeye sokmayan M. Kemal’i, M. Kemal’den nefret eden Nihal Atsız’ı koyup, Kürtlere ve Dr. Rıza Nur’a küfredip, Dr. Rıza Nur ve Diyarbakırlı bir Kürt olan Ziya Gokalp’in yazdıklarıyla Türkçüluk taslamaktır Laiklik !

Türk Milletin Zeki, Türk Milletinin Çalışkan olduğunu söyledikten sonra Çok Zor diye „5“ yaşındaki çocuğun bile öğrenebildiği Kur’an harflerini kaldırmaktır Laiklik !

Lisans, yüksek lisans, doktora yaptıktan sonra ilkokul Hayat Bilgisi kitabindan Cumhuriyet Tarihi anlatmaktır laiklik

Ha bir de okudukça cahilleşmektir laiklik !

 Elhasıl :

Göktürkçe okuyamayan Türklerle, 

Kur’an okuyamayan müslümanların,

Latin Alfabesi aldığımız için ne büyük bir Türk Devrimi yaptığımızı anlatmasıdır Laiklik !

„Hiç bir şey Allah’a denk ve ortak değildir.“

Yıkmak istiyorum tüm putlaşmış duvarlarınızı da.

Ben bir fukarayım, altında kalırım diye korkuyorum.

Doğduğu günden beri yalana inandırılmış insanların inançlarını yıkmak onların tüm dünyalarını karartmak anlamına geliyor.

Bu da toplumsal bir travma demektir.

Ve maalesef herkesin kendisine göre putları var.

Kimisine göre M.Kemal..

Kimisine göre Erbakan

Kimisine göre Türkeş

Kimisine göre Muhsin Başkan.

Kimisine göre APO

Kimisine göre CHP

Kimisine göre MHP

Kimisine göre AKP (kızarsınız diye yazdım)

Kimisine göre Fenerbahçe

Kimisine göre Galatasaray

Kimisine göre Beşiktaş

Kimisine göre FETÖ

Kimisine göre HZ ALİ

Kimisine göre Kendi Şeyhi

Kimisine göre TENGRİ

Kimisine göre TÜRK

Kimisine göre KÜRT

Kimisine göre ÇERKES..

Kimisine göre PARA..

Kimisine göre MAKAM..

Kimisine göre FENOMENLİK

Kimisine göre KURT..

Kimisine göre BEYGİR..

Bir çok insanın hayata tutunduğu ve kendisini tanımladığı putları var..

Yıksan, adamcağız da yıkılacak..

Yıkmasan, ahreti yanacak..

Fetöcüler neden kabul edemiyorlar biliyor musunuz?

Çünkü hayatları o papaz idi. herşeyleriydi.

Kemalistlerin de öyle..

Türkeşçilerin de..

Erbakancıların da

Muhsin Başkancıların da.. Muhsin Başkan vefat etti. BBP diye bir parti kalmadı. Adam hala putundan kopamamış, ben Muhsin Başkancıyım diyor.

Yarın Erdoğancılar da türeyecek, Erdoğan öldüğünde..

Erdoğan benim PUT’um değil. 2002’de göreve başladığında ben askerdim, sosyal medya da siyaset yazmıyordum. Lakin İngiliz Ekolü ile FETÖ çetesine mecbur bırakılmış siyaseti kabul etmesini çokça eleştirmiştim. Önce onlardan kurtulmalı diye eleştiriyordum kendimce ama zaman tanıyarak. Eninde sonunda bunu yapar diyerek.

Sonra bir çok konuda gene eleştirdim..

Türk-İslam davası yolunda geç kalmakla, yavaş kalmakla, doğru kadroları oluşturamamakla, yanlış ve gündelik politikalarla oyalanmakla suçladığım zamanlar oldu. Bir kısım personel ve ekonomi politikalarıyla eleştirdim.

Kimisinde kısmen haklıydım.

Çoğunda „zaman ve yaşanılan“ gerçekler beni haksız çıkarttı.

Küçük penceremden göründüğü gibi olmadığını anladım. Halen de üç kuruşluk beynim ve bir avuç birikimimle buradan akıl vermekten, şöyle şöyle yap Reisss demekten geri kalmıyorum.

Erdoğan ve Ak Partiyi bir çok hususta „ÇÖZÜM ÖNERİMLE BERABER “ ben eleştirebiliyorsam o bana put olabilir mi?

İnsan Putuna laf eder mi? Ettirir mi?

Etmez ettirmez..

Tıpkı bazılarınız gibi..

Tıpkı toplumun önemli bir kısmı gibi..

Tıpkı kendisi bolca Ak Parti ve Erdoğan eleştirisi yaparken, kendi tanıdık arkadaşı olan bir mhp’li belediye başkanına laf söylediğimde „sen kim oluyorsun da BENİM ADAMIMA laf söylüyorsun“ düşüncesiyle beni arkadaş listesinden çıkaran vatandaş gibi..

Putlarınızı devirmek istiyorum tek tek önce zihinlerinizden sonra hayatlarınızdan sonra sokaklarınızdan..

Altında kalırım diye korkmasam..

Devlet Gürocak

Letztes Thema heute:

Österreich will Atib und IF ( in Deutschland wären das Ditip und Milli Görüs ) verbieten.

Da die Religionsfreiheit der Türken in Deutschland und Österreich entgegen der irrigen Meinung der christlichen Einheimischen nicht dem gleichen Schutz wie das Christentum und Judentum unterliegt, sondern nur als „Verein“ geführt werden darf, versucht Österreich die 100 Atib-Moscheen der Türken und keine Ahnung wieviel IF Moscheen vermögensrechtlich zu enteignen, indem es die Vereine verbieten und auflösen will.

Die Türken in Deutschland sollten nicht denken, dass sowas nur in Hitlers Geburtsland möglich ist.

Ich persönlich habe mehrfach seit Jahren gewarnt.

Wenn Deutschland die Ditib verbietet, gehören die ganzen Grundstücke dem Staat. Der Staat wird einer liberalen Organisation die Verwaltung übertragen. Wem? Der Seyran-Ates-Organisation mit dem dann neuen Verwalter aller Ditib -Moscheen Özdemir.

Eure Milliarden Spenden, liebe Türken, die ihr mit Schweißarbeit in Fabriken gespart habt in den Moscheenbau, landen im Magen eurer politischen Gegner.

Es kann nur eine Lösung geben: Ditib Köln muss als Eigentümer der Grundstücke den Vereinen vor Ort das Eigentum übertragen. Viele wissen nicht einmal, dass ihr eigner Ortsverein nicht der Eigentümer des Moscheegrundstücks ist, sondern nur ein einziger Verein, nämlich Ditib-Köln.

Hoffentlich erlebe ich sowas nicht mehr. Mein Vater hat sich nicht zu Tode in Deutschland geschuftet und ist deshalb gestorben, damit seine Zehntausenden von Spenden in unsere Moschee irgendwann beim deutschen Staat oder bei den politischen Gegnern landen.

Türken! Wacht auf!

Statt euch mit meinen privaten Handlungen zu beschäftigen und gegen mich zu hetzen, was ja sowieso nichts bringt, weil mich kein Gehate juckt, kümmert euch erst mal um solche Belange.

Wo sind eigentlich die ganzen furchtlosen Türken aus Österreich? Was ist los mit euch? Ihr müsst alles in Bewegung setzen, um gegen solche Schritte vorzugehen. Klage gegen Österreich, beschwert euch in Ankara, organisiert Demos, recherchiert österreichisches Vermögen in der Türkei und warnt mit dem Auge um Auge Zahn um Za

50 sene IMF DEFOL diye bağıran Solcuların IMF’yi def eden Erdoğan’a DİKTATÖR deyip IMF ile gizlice zina eden CHP’ye Sonsuz destek vermeleri, Türkiye’de solculuğun özetidir. Türkiye’de İslâm ve Millet düşmanlığına ‚Solculuk‘ denilir. Diğer tanımlamalar, bunu kamufle etmek içindir.

Bir ateist in inançsızlığı  en fazla 5,8 kadar dayanabiliyor   sonrası 

Allahu Ekber 😎

sie haben meine Kindheit gestohlen ? dann schaut auf das Baby auf der rechten Seite, deren Kindheit gestohlen wurde und schamlos beschwert sich greta, dass Türkei die Luftverschmutzt, ohne China, usa, Russland zu erwähnen

Okuyucular buyursun..!!

Nisan 1909 İttihatçılar Yıldız Sarayı’nı yağmaladılar..

Peki kim vardı içlerinde merak ettiniz mi..

Sultan II. Abdülhamit’in tahttan indirilip Selanik’e gönderilmesinin ardından Yıldız Sarayı 29 Nisan 1909’da İttihatçıların ve Hareket ordusu mensuplarının yağmasına maruz kaldı. Yağmalanan sarayda bulunan önemli belgelerde bu sırada yok edildi.

Yapılan yağmada 500 bin 5’erlik banknot, 25 bin beşibiryerde Osmanlı altını alındığı belirtiliyor…

Yağma hakkındaki resmi rapor 17 Nisan 1910 tarihli İkdam Gazetesi’nde yayınlandı. Rapora göre yağmaya katılan bazı paşalar ve aldıkları mallar şu şekilde:

Mahmut Şevket Paşa: Çok sayıda pantantif taç, yüzük ve bir altın mangal;

Hüsnü Paşa: Murassa tütün tabakası ve bir gerdanlık;

Hareket Ordusu Erkan-ı Harp Reisi Mirliva Ali Paşa: Çok sayıda küpe ve yüzük;

Hasan İzzet Bey: Halılar, seccadeler, kravat iğneleri ve murassa taç;

Enver ve Camal paşalar ile Damat İsmail Hakkı Bey: Kıymetli eşyalar, mobilya, vazolar, muhtelif pırlanta ve çok sayıda zümrüt hülliyat;

Ayan Reisi Ahmet Rıza Bey: Kıymetli yemek takımları, murassa saat ve çok sayıda değerli eşya;

Bursa Valisi İsmail Hakkı Bey: 2 bin altın lira ve kıymetli bir zümrüt yüzük;

Emniyet-i Umumiye Müdürü eski Hicaz Valisi Galip Paşa: Çeşitli kadın müzeyyenatı;

İsmail Hakkı Bey’in kardeşi Cafer Tayyar Paşa ve Hamdi Bey: İnci küpeler, pırlanta yüzük ve kıymetli revolverler;

Tespit edilemeyen isim: Elmaslı ve inci gerdanlık;

5816 dolayısı ile ismini yazamıyorum..!!

Yakup Cemil: Önemli miktarda tahvilat;

Karesi Mebusu Hüseyin Kadri Bey: Zümrüt kolyeli murassa bir hançer;

Çerkez Kemal Bey: Çok sayıda değerli kadın eşyası;

Hüseyin Cahit Bey: Murassa hokka takımı ve iki murassa saat;

Cavit Bey ve Karasu Efendi: Bol miktarda kıymetli elmas;

Eski Bolu Mebusu Habip Bey: Önemli miktarda tahvilat;

Vehip Paşa: Bol miktarda hisse senedi ile kıymetli ve murassa kravat iğneleri;

Bunların haricinde kurtuluş savaşı sonrası kahraman ilan edilen bir çok kumandan yıldız sarayı yağmasına katılıp birçok kıymetli eşya ve evrakı yağma etmişlerdir..

Kalan eşya da Hareket Ordusu fedaileri tarafından yağma edilmiştir..Ikdam gazetesine göre Abdülhamid Han Selanik’e giderken çantası elinden alınmış ve içindeki 900 bin altın liraya denk evraka el konulmuştur. Çantayı Hüseyin Hüsnü Paşa ile oğlu Ali Rıza Paşa’nın Abdülhamid’in elinden zorla aldığı belirtiliyor. 16 Nisan 1919 tarihli İkdam Gazetesi’nde söz konusu çanta ile ilgili yazıda çantanın Tevfik Bey, İstanbul Reji Müdürü Hasan izzet Bey, Hazım Bey ve Ayan Reisi Ahmet Rıza Bey’den oluşan Yıldız Sarayı Tahliye Heyeti tarafından kurmay yüzbaşısı m.kamal olan Hareket Ordusu’na teslim edildiği belirtiliyor..

Çantadaki mücevher ve nakdin ordu erkanı arasında taksim edildiği de gazetenin yazısında olanlar arasında..1921 yılında Bu konu bir savcı tarafindan mahkemeye taşınmış, Ama işgal yılları araya girince mahkeme uzamış, cumhuriyet kurulunca da mahkeme tarafından dosya kapanmış..

Anıtkabirde niye Kur’an okunmuyor?diye soruyorlar..Yahu kardeşim adamı mozolesinde ters mi döndüreceksiniz? Kur’an ile atatürk hiç yanyana zikredilebilir mi? Valla bi ayaga kalkarsa ananızı kovalar.Anıtkabire yakışan NUTUK okumaktır.Eller açılıp dua etmek zinhar laikliğe son derece zararlıdır…Eller yanda japon ve çinliler gibi belden yukarı ibiş gibi eğilip yarım doğrulacaksın.. Yeni din olan kemalizm-satanizm ritüeli budur…

 #HAKARET_DEĞİL_HAKİKAT..!

LÜTFEN MANTIKLI CEVAPLAR BEKLIYORUZ

KEMALİSTLERDEN BU SORULARA CEVAP BEKLİYORUZ.

1- Okuduğu ilkokulda (şimon zwi mektebi) sadece yahudilerin okuyabildiğini biliyormusunuz..??

2- soyu belirsizdir.. dedesi nenesi amcası dayısı teyzesi veya kuzenleri NEDEN yoktur..??

3- kimliğinde mustafa yazmaz.. kAmal atatürk yazar.. mustafa ismini neden red etmiştir.. kemal yerine NEDEN kAmal yazdırmıştır..??

4- cenazesi NEDEN yahudi masonik nizam töreni yapılmıştır..??

5- anıtkabiri yapan mimar NEDEN yahudidir..??

6- anıtkabir NEDEN mason tapınaklarına benzetilmiştir…??

7- israilde neden büstü bulunur ve büstün altında NE yazar..?? israile anıtın hangi gerekçe ile dikildi..??

8- son meclis konuşmasında kur’anı kerim için NEDEN gökten indiği sanılan kitap demiştir..??

9- peygamber efendimiz için NEDEN arap uşağı diyerek hakaret etmiştir..??

10- ingiltereye NEDEN sizin valiniz olmaya hazırım diye mektup yazmıştır..??

11- NEDEN hilafeti kaldırarak ingilterenin lozanı kabul etmesini sağlamıştır..??

12- pakistandan kurtuluş savaşı için gelen 500.000 liranın 180.000 lirasını savaş için 320.000 lirası ile işbankasını kurarak partisi chp’yi bu bankaya NEDEN ortak etmiştir..??

13- 1923 den 1938 e kadar edinmiş olduğu ve saymakla bitmeyen malvarlığını NASIL kazanmıştır..??

14- trabzon milletvekili şükrü beyi adamı topal osmana NEDEN öldürtmüştür..??

15- istiklal mahkemelerini kurarak 500.000’e yakın insanı NEDEN asmıştır..??

16- çanakkale savaşında bütün askeri şehit düşen 57. alayda bir tek kendisi NASIL yara almadan kurtulmuştur..??

17- NEDEN harf inkilabı yaparak bir milleti cahil bırakmıştır..??

18- 1933 e kadar üniversitelerden temizlenen osmanlı müderrislerin yerine, sadece istanbul üniversitesine NEDEN yahudi 22 profesör ve yahudi 90 asistan yerleştirmiştir..??

19- NEDEN halk aç iken tekel bira fabrikası kurdu ve fuhuşu genelev olarak resmileştirdi..??

20- NEDEN kur’anı kerimi toplattırıp ezanı türkçeleştirdi.. NEDEN camileri satıp ve ahıra çevirdi..??

21- istanbulun fetih sembolü ayasofyayı NEDEN müze haline getirdi..?? NEDEN fener rum patrikhanesini müzeye çevirmedi..??

22- latife hanımdan boşanma sebebi NEDİR..?? ve latife hanımın hatıratları hala NEDEN açıklanamıyor..??

23- vedat uşaklıgil’in hayatındaki yeri NERESİDİR..??

24- annesi zübeyde hanım selanik mahkemelerine başvurarak NE talep etmiştir..??

25- annesinin cenazesine NEDEN katılmamıştır..??

26- tüm devrimleri NEDEN islama aykırı..??

27- milli mücadele kahramanı halit paşayı 9 şubat 1925 de meclis koridorunda NEDEN öldürtmüştür..??

28- 1918 de biten çanakkale savaşından sonra 1953 senesine kadar biz türklerin ziyareti NEDEN yasaklanmıştır..??

29- halk açlıktan kırılırken sadece yahudilerin taktığı şapkayı NEDEN kanun haline getirmiştir ve NEDEN karşı gelenleri asmıştır..??

30- kur’anı kerimin ayetleri için NEDEN safsata demiştir..??

31- sabetay sevi denilen kişiye NEDEN hayranlık beslemiştir..??

32- NEREDE sarhoşken yahudi olduğunu ağzından kaçırmıştır..??

33- 1928 de “devletin dini islamdır“ ibaresi NEDEN çıkartmıştır..??

34- 1924 de medreseleri kapatırken, NEDEN azınlık okullarına dokunmadı..??

35- filistin cephesinde ingilizlerle NEDEN anlaştı..??

36- bediüzzaman NEDEN atatürke süfyan dedi..??

37- Abdülhamidhanın yahudilere vermediği filistin toprakkarında kurulan israili NE yaptıda atatürk ilk tanıyan müslüman ülke türkiye oldu..??

38- “olmasaydı olmazdık, vatanı düşmanlardan kurtardı diyorsunuz ya“ peki 1936 senesine kadar istanbul NEDEN ingiliz işgali altında kaldı..??

39- 4.000.000 metrekare toprağımızı, lozanda 780.000 metrekareye düşürülmüştür.. bu ülkeyi lozanda temsil etmeye bizzat NEDEN kendisi gitmemiştir..??

40- güya denize döküp kovduğumuz ve yendiğimiz yunanlılara batı trakya, egedeki adaları verip üstüne savaş tazminatını NEDEN vermiştir..??

41- 5816 sayılı kanunla korunarak NİÇİN gerçeklerin saklanma gereği duyuluyor.. ve 5816 sayılı koruma kanunu NEDEN bir yahudi avukat tarafından hazırlamıstır..??

42- NEDEN mason olmayı tercih etmiştir..?? ve masonluktan NEDEN kovulmuştur..??

43- ittihad ve terakki cemiyetinin kuruluşunda jön türklerle birlikte NEDEN yer almıştır..??

44- cumhuriyet rejimini kurduktan sonra NEDEN hiç dış bir ülke ziyaretine gitmemiştir..??

45- dersim katliamını NEDEN yaptırmıştır.. ve şeyh saidi NE karşılığında affedeceğini teklif etmiştir..??

46- osmanlı arşivlerini bulgarlara hurda kağıt olarak NEDEN satmıştır..??

Leküm diniküm veliyedin.Ben seni islama inandırmam için vazifeli değilim. Bu kafir inancında serbestsin.Ancak bu şekilde öldüģün zaman ölünü inanmadığın dinin mabedine yani camiye getirmemelerini de söyle.Ben Aziz Nesin’i asla sevmem anca inandığını korkmadan söylediği icin takdir ederim.Hicbir kafir ölünce islam adeti üzere gömülmeyi kabul etmemelidir. Bütün kemalistler islamdan çıkmış mürtedlerdir.. İngilizin talimatıyla çıkardığı devrim kanunlarıyla yıllar içinde Osmanlının torunlarının %25.ini gavur yapan Mr.Kamal’ı lanetle anıyorum.Sizin tanrınızın,ilahınızın inandığınız dinin kutsallarinızın canı cehenneme diyorum.

  zaten dinsiz olmuş.Islamı arabın dini olarak görüyor. Ataturk geberdi gitti ama arkadan gelen neslin de anasını dikti.Bu kafire ne dersen de kar etmez. Türkiyede ne kadar ateist dinsiz ALLAHsız laik ve ne kadar orospu cocugu varsa atatürkçüdür.Bu adı ahmet kendi lanet olan insanlar varken düşman sınırın içindedir demektir.

üstad sen arapları eleştiriyorsun anladıkta asıl önemli olan yeri gözden kaçırıyorsun yada görmek istemiyorsun.eğer doğru ise peygamber efendimize hadsizce burda hakaret edilmiş.hiç kimse dünyanın en şerefli yaratılmışı ve kainatın en değerli insanına hakaret edemez hele bu müslüman ise zaten etmez demekki eden kişinin imanındada şüphe vardır.islam karşıtlığı yapan ve islamı yok etmeye yada yozlaştırmaya çalışan bir sistemi korumak yada kollamak müslümanın işi deildir.burda araplar hedef gösterilmiş peygamberimize ise çok açıkça hakaret edilmiştir.bunun savunulacak hiçbir tarafı yoktur…

Çünkü Yavuz Selim ile Osmanlı’ya geçen hilâfet makâmı, 1924’te ilgâ edilince, başka ülkeler sahiplenmesin diye

tüzel kişiliği TBMM uhdesine devredilmiştir.

Hilâfet hâlen Türklerindir.

Bilmeyen öğrensin.

Albay Nabi…Gazilik islam dinine has bir kavramdır.Törende sunuculuk yapan bayan ögretmen islam dininin emri olarak örtünmüştür.Bu ALLAHIN cc.emridir. Sen, bu kainatta sinegin pipisi kadar bile bir yer kaplamazken ve o kadar bile bir deger taşımıyorken, bu ne kibirdir ,bu ne gururdur ki sırf başörtüsüne olan düşmanlıgından dolayı alanı terkediyorsun?

Sen,ne kadar faşist ve saygısız bir adam(!)sın ki karşındaki insanların inancina saygı göstermiyorsun.Sen, kendini cumhuriyetin sahibi mi sanıyorsun? Yahu adam,sen kimsin??? Canın çıkıp ruhunu atanın yanına postaladıkları zaman maalesef cesedini düşman olduğun camiye getirecekler.Ve er kişi(!)niyetine diyecekler.Sen,neyin ve hangi milletin albayısın.?Sen,kendini hala myvazzaf albayken emrindeki emirerine emir veren bir konumda olarak mı telakki ediyorsun? Bu Türk milleti senin tepeden baktığın emir erin değil velinimetindir. Almış olduğun maaşında her bir Türk vatandaşı gibi benim de ödedigım vergi hissem ve alınterim var.Bana düsen ne varsa yediğiniz o lokmalar sana ve o terbiyesizlige katılan arkadaşlarınıza haram olsun. Tenkid edilemez bir tanrı mısın sen? Gaziler gününde ( senin gibi gazinin taa…*&€£@#) küfrettirmen hoşuna mı gidiyor.? 10-15 sene öncesine kadar tanrının dokunulması mümkün olmayan gavur albayı gibiydin.? M.Kemalin heykelinin arkasında milletinden kopuk milletini potansiyel düşman olarak görüp tepeden bakan bir düşman subayı gibi hareket etmeye alıştın.Başörtüsüyle teğmen oğlunun diploma törenine katılan anneyi utanmadan arlanmadan kovdunuz. Kimse de korkusundan ses çıkarıp itiraz edemedi.28 şubatın alçak ve serefsizleri artık ordumuzun gücünü kendi keyfine kullanamaz oldu.1000 yıl sürecek dendi. Sonunda milletin nefretinden başka bir sey kazanmadı.Albay bilmem kim…Adının ne olduğu benim icin önemli değil.ALLAH bu milletten razı olsun ki senin gibi Türk ordusunun kaymağını yiyip çanağına pusleyen, milletinin inancına ve değer yargılarına düşman ne kadar omuzu kalabalık sahte kahraman ve sahte gazi varsa yakasından silkeledi. Demokrasisine sahip çıktı.Buna alışacaksın Albay Nabi… Senin kanun önünde Belediye tuvaletinde temizlik yapan bir temizlikçiden,yollarda araba ile çöp toplayan bir gariban vatandaştan, bankadaki siradan bir memurdan, fabrikasında asgari ucretle çalışan bir görevliden,benim gibi hayatını çelik inşaat tepelerinde kazanıp emekli olan bir Nazmi Can’dan zerre kadar bir farkın yok.Kaf dağına uzattığın o kibirli burnunu biraz aşağı çek.Eski çanlar bardak oldu.Artık sen, eskinin birinci sınıf beyaz yakalı sınıfından deyilsin.Sınıfsal ayrılığı bu millet referandumla beraber kaldırdı.Artık benim gibi bir demirciyle eşit haklara sahip oldugunu o beynine sok.. Cumhuriyetse cumhuriyet… Özgürlükse,özgürlük. Senin bu ülkede özgür olduğun kadar,gaziler gününde sunuculuk yapan bayan ögretmenin de özgürlüğünü de düsünmek zorundasın. Askerligini onbaşı olarak yapan ben Nazmi Onbaşı..Sen albay nabi’ye ihtar ediyorum ki, esas duruşa geç.Milet benim.Ve benim değerlerime saygı duymanı sana enrediyorum.Selam çak ve bu millete saygılı olmayı ögren.Anan baban sana milli terbiye diye hiç bir şey ögretmedi mi? Sen,bu mukaddes Türk ordusundan, peygamber ocağından mı emekli oldun, yoksa müstevli ordularının herhangi birinden mi emekli oldun? ALLAHA şükürler olsun ki senin gibi, milletine saygı duymayan,bulunduğu yeri ve omuzuna takılan yıldızları babasının dükkanı gibi zannedenler kahraman ordumuzdan büyük ölçüde azaldı.Ordumuz şimdi erinden generaline kadar fabrika ayarlarına döndü.Şimdi PEYGAMBER OCAĞI oldu.Buna alışacaksınız. Sen albay nabi..!.Seni ve seninle beraber bu terbiyesiz eylemi yapan diger arkadaşlarını şiddetle kınıyorum.O başınıza koyduğunuz kalpağın hüküm sürdüğü zamanlarda yaşasaydınız anında (NİYAZİ) olurdunuz. O kalpağa zafer kazandıran degerlere ihanet içindesiniz. Ya o kalpagı çıkarın ya da ugrunda binlerce gazinin ve masum vatandaşın asıldığı silindir şapkayla dolaşın.Siz derken salt seni kastetmiyorum. Meydanı, seninle beraber terk eden adaşlarını da kapsam alanıma aldığım için siz kelimesini çoğul olarak kullanıyorum. Hani sen, herkesten (SİZ) kelimesi duydukça kendini ayrıcalıklı bilmem ne biri olarak hissediyordun ya..İşte ben senin o şeytani histen kurtulman için sen diyorum…Çünkü senin hayatın hep BEN, BEN ve yine BEN olarak geçtiği icin hiç olmasa bir aykırı ses duyarsan, belki kendine gelir ve bir HİÇ olduğunu öğrenmiş olursun ve HAKK’a yönelirsin.Ebu süfyana iman nasip eden ALLAH.CC sen tövbe edersen sana niye nasip etmesin..!! Bunun için seni ALLAHA havale ediyor o taş gibi olmuş islama ve ALLAHA harp açmış kalbine bir damla da olsa ALLAH aşkı nasip olsun. Seni ISLAMA DAVET EDİYORUM.. ALLAHA CC ve sadece onun resulune tabi olman için selam ve dua ediyorum.

MUSTAFA KEMAL DİYOR Kİ ;

Hocaları toptan kaldırmadıkça hiçbir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkilabı yapmazsak, başka hiçbir zaman yapamayız. Kaynak: Kazım Karabekir, Paşaların Kavgası; Emre Yayınları, Aralık 1991, s 165.

Masum ve cahil insanları, yüzlerce Allah’a taptırmak veya Allah’ları muayyen gruplarda toplamak ve en nihayet bir Allah kabul ettirmek, siyasetin doğurduğu neticelerdir. Kaynak: Türk Tarihinin Ana Hatları, 1930, Devlet Matbaası, s 220-221

İnsanlar, kurtçuklar gibi sulardan çıktılar en önce… İlk ceddimiz balıktır. İşler daha daha ilerledikçe o insanlar, primat zümresinden türediler. „Biz maymunlarız“; düşüncelerimiz insandır. Kaynak: Ruşen Eşraf Ünaydın, Atatürk Tarih ve Dil Kurumları, s 53.

Muhammed, iptida Allah’ın resuluyüm diyerek ortaya çıkmamıştır, bunu düşünmemiştir. Bu düşünce, senelerce mücadele ettikten ve fikirlerini neşreyledikten sonra kendisinde hasıl olmuştur. Kaynak: Nokta Dergisi, 17 Kasım 1985

Muhammed’in peygamberliğinin başlangıcına dair birçok eski rivayetler vardır. Bunlar artık efsanelere karışmıştır. Hakikatte peygamberin ilk söylediği Kuran ayetinin ne olduğu malum ve belki de mazbut değildir. Kuran sureleri Muhammed’e açık semada peyda olmuş bir şimşek gibi günün birinde, birdenbire bir taraftan inmiş değillerdi. Muhammed’in söylediği sureler uzun bir devirde dini düşüncelerinin ürünü olmuştur. Muhammed, bu surelere birçok çalıştıktan ve incelemeler yaptıktan sonra edebi şeklini vermiştir. Kaynak: Afet İnan, Atatürkün El Yazmaları, 2000’e Doğru Dergisi, 8. Sayı, s 15-16.

„Beyni sulanmış hafızlar“ Türk milleti, bir kelimesinin manasını bilmediği halde, Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler. Kaynak: Medeni Bilgiler, Afet İnan, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1969, s 364-365.

Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkumdurlar. Onun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız. Kaynak. İstanbul, Tekin Yayınevi, 1990, s 83-84.

Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Kaynak: Andrew Mango, Atatürk, s 447

Suriyeliler gelince bir anda namus bekçisi kesildi bizim millet. Bir olay oluyor, hooop Suriyelilerin iş yerleri basılıyor. Sonra Suriyeli değilmiş deniyor, ama nefret tohumları ekilmiş oluyor bir kere..

..

Yıllardır Yeşilçamda ananı bacını öpmeyen kalmadı, sokaklarda anana bacına karına laf atmayan kalmadı, hatta sen bile milletin namusuna „offff“ lamadan duramadın.

Suriyelilere haram olan, size Yarabbi şükür mü be şerefsizler!

Türkiyedeki pezevenkleri de bulup, mekanlarını bassanıza! İtoğlu İTLER!

Selanikden izmire göç eden kripto sabataist yahudileri

asla bizden değiller

100 senedir TC ellerinde

uyusuk Vatandas yalanlarina kaniyor

ne zaman Kemalizmden kurtulursak Hür bir Devlet oluruz

Ben bunlari gazii olarak kabul etmiyorum sehitlik gazilik cenap ı Allah ın muslumanlara verdigi bir ünvan makamdir bu kisilerin layik olduklari yet lagim cukurudur

Rüzgar döndü Erdoğan ve AK Parti’nin en fazla 2 yılı var ona göre taraf ol“ diye fısıldayanlara tek bir sözüm var:

Rüzgar değil fırtına çıksa, taş üstünde taş kalmasa benim tarafım Türk Devleti ve Sn Erdoğan. Tek başıma da kalsam bu yoldan dönen namussuz ve şerefsizdir!

TÖRKIE TURKIJE TURQUIE TYRKIA TÖRÖK KÖZTÁRSASÁG TÖRÖK TIRKIYE ΤΟΥΡΚΊΑ ΔΗΜΟΚΡΑΤΊΑ ΤΗΣ ΤΟΥΡΚΊΑΣ ΤΟΥΡΚΊΑ טורקיה तुर्की ԹՈՒՐՔԻԱ ТУРК

İslamda tasvir yapmak yasaklanmıştır 

 insan ve hayvan şeklinde resim ve heykel yapılamaz 

bir insanın heykelini yapmak onu putlaştırmaktır

İslam ülkesinde put olmaz

olan putlarda yenilerden başlayarak eskilere doğru bütün putlar yıkılmalıdır

 #5816YargıReformu

Törkie Turkije Turquie Tyrkia Török Köztársaság Török Tirkiye Τουρκία Δημοκρατία της Τουρκίας Τουρκία טורקיה तुर्की Թուրքիա Турк

Musa as’a inen din İslam’dı. 

Beşer sözleriyle değiştirdiler, 

Yahudilik diye bir mezhep ortaya çıktı,ona din dediler

İsa as’a inen din İslam’dı. 

Beşer sözleriyle değiştirdiler.

Hristiyanlık diye bir mezhep ortaya çıktı, ona din dediler

Muhammed as’a inen din de İslam’dır.

Original (Türkisch) übersetzt von

Die Religion, die zu Moses hinunterging, war Islam. Sie änderten es mit menschlichen Worten, eine Sekte entstand als Judentum,,

sie nannten es Religion. Sie änderten es mit fünf Wörtern. Das Christentum entstand als Konfession, sie nannten ihn Religion 

Mohammed, da eine Religion der Islam ist.

Heuchelei: Willkommen in der Bundesrepublik Deutschland!

.

.

Wir erinnern uns noch, wie sich deutsche Politikerinnen und Politiker, sowie Öffentlichkeitspersonen darum gerissen haben, um die klischeehaft rassistischen Beleidigungen Böhmermann’s bezüglich des türkischen Präsidenten Recep Tayyip Erdogan „rein zu reden“.

– „Wir leben in einem demokratischen Land“

– „Hier darf jeder seine freie Meinung sagen“

– „Das ist Satire, hier herrscht Satirefreiheit“

– „Kunst darf nicht bestraft werden“

– „Wem das nicht passt, darf in die Türkei zurück“

Solche widerliche Ausreden nutzte man, um den Rassismus und die übelste Beleidigung Böhmermann’s zu schützen.

Was jetzt passiert ist? Renate Künast, Politikerin bei der Bündnis 90/Die Grünen Partei, wird im Netz heftig beleidigt… Was einige deutsche Politikerinnen und Politiker von sich geben, dürfen Sie in dem Bericht von GMX.DE nachlesen.

Auf einmal dreht sich das Blatt. Wieso? Weil es „die eigene Renate“ und nicht „der Recep“ ist.

JA, ES STIMMT. DIE GENUTZTEN WÖRTER IM NETZ IN BEZUG AUF FRAU KÜNAST SIND DEFINITIV EKELHAFTE BELEIDIGUNGEN! Und WIR setzen kein Filter davor und versuchen etwas reinzuwaschen, nur weil es eine Person betrifft, die uns nicht passt. Und genau das ist der Unterschied von WAHRHAFTIGKET und HEUCHELEI.

Das Zweitere findet man seit den letzten Jahren immer häufiger in der Bundesrepublik wieder, was der Grund dafür ist, dass Deutschland mittlerweile weder politisch, noch gesellschaftlich international wahrgenommen wird.

Wir fordern die Kolleginnen und Kollegen in Deutschland auf, den Hut abzuziehen, mit sich selbst abzurechnen und ab dem morgigen Tag anhand eines OBJEKTIVEN UND EINHETLICHEN MAßES zu urteilen. So gewinnt das Land wieder an Ernsthaftigkeit und Respekt wieder.

Misvak Mizah Dergisi

1 Std. · 

Adı Tijen

53 yaşında Yoga Öğretmeni

Sabahları kesif idrar kokusunun olduğu, hayvan pisliklerine basmamak için seke seke gezdiği Cihangir’de oturmaktan gurur duyar. Halk ile en yakın temasını İspark otoparkçısından para üstü alırken yapan Tijen, çiftçilerin sorunları üzerine rahat 2 saat konuşabilir.

Adı Nezaket

Ev Kadını 34 yaşında.

İmam Buhari her gece en az 10 defa uyanır aklına gelen faydalı bir şey yazardı. Sabah namazını bırak öğle namazını bile zor kılan Nezaket, hadis tenkiti yapar yediği kısır eşliğinde.

Adı Haldun

62 yaşında Emekli Asker

10 kasim 09:05 civari ise yetismek üzere sokakta yürürken sizi görürse küfürü yersiniz. Sizi vatan hainliği ile soluksuz suçlayabilir. Aynı pencereden 15 temmuz’da tankları alkışladı ama hala 2 saat soluksuz vatanseverlik edebiyatı yapabilir size.

Adı Kamil

31 yaşında Kepçe Operatörü

Kendisine sorulan kırk sorunun 36 tanesine „bilmiyorum“ diye cevap veren İmam Malik gibi susmayı hiç düşünmez. Çünkü onun altından kalkamayacağı soru hiç olmadı. Bütün mevzular hakkında fikri olan Kamil’i en son „sen benim kim olduğumu biliyor musun?“ diye kafa tutarken gördüler.

Adı Gökhan

21 yaşında ODTÜ öğrencisi

„Ben Kürt’üm“ diyene „yaşasın halkların kardeşliği biji miji oley“ derken, „ben Türk’üm“ diyene „ahanda faşist saldırın“ diyecek kadar kafası karışıktır. Ayağına geçirdiği Nike ayakkabısı ile Amerikan emperyalizmine rahat 2 saat kafa tutabilir.

Adı Muzaffer

42 yaşında Lokantacı

Binlerce talebesi olan, kırk kadarı da müctehid mertebesine ulaşmış Ebu Hanife’nin gerçek adı ne desen yardımsız bilemez. Ama soğanların pembeleşinceye kadar kavrulma süresinde Ebu Hanife’den daha afilli (!) fetvalar verebilir onu haksız çıkartabilir.

Adı Pelin

32 yaşında İç Mimar

Haftanın 3 günü kuaförde olan Pelin’in hayatındaki en büyük ekşın Bebek’te olan diyetisyeninin Kavacık’a taşınmasıdır. Ama o oturup 2 saat Türkiye’de kadınların ne kadar hor görüldüğü konusunda ahkâm kesebilir. Kendi başına gelmiş gibi olayı dramatize edip beş çaylarının „hisli kızı“ olma fırsatını kaçırmayabilir.

Adı Kevser Su

23 yaşında Youtube Maymunu

Örtünmeyi saç kıllarından ibaret zanneden Kevser Su, 20 dakikalık makyaj rutini videosu çekebilir. İçine sindiremediği ne varsa tüm ezikliğini 18 dakika boyunca „Şal bağlama Tüyoları“ videosunda saklamaya çalışan Kevser Su’yu en son, Abdulfurkan Can’ın sakalından akan abdest suyunu şalı ile silmeye çalışırken gördüler.

Adı Meltem

41 yaşında Gazeteci

Bağdat Caddesin’de sırf PR için oturan, hayattaki özgürlük kelimesinin anlamı onun için „şortla gezebilmenin“ karşısına denk gelen Meltem, gazetede ki köşesinden „Suudi Arabistan’da kadınlar özgür olmalı“ diye yazı yazabilir. Şortlu kadın saldırıları en haz aldığı ve kendince tatmin yaşadığı haber tipidir. Kapitalizmin kadını nasıl tutsak ettiğinden habersiz arkadaşları ile 2 saat kadın dergisi karıştırabilir.

Adı Kenan

76 yaşında Emekli Bankacı

Boynuna sardığı fuları, hafif botokslu yüzü ile Nişantaşı’nda bir kahveye 35 lira verirken „ekmeğe zam gelmiş“ diyebilir. Bir kahveden vazgeçip bir mülteci sevindirmek aklına gelmez. Gelirse de defolsun gitsinler muhabbeti yapar Kanadalı dostları ile.

Adı Semra

57 yaşında Sendikacı

Taksim Kadıköy gibi merkezi yerlerde ki eylemleri hiç kaçırmaz. Fabrika grevlerini avam bulduğu için gitmeyen Semra, Aydınlık gazetesi dağıtırken başına gelen olayları 2 saat boyunca soluksuz anlatır. Bir kahraman olduğuna ikna ve tatmin olmadan yakanızdan düşmez.

Adı Berkecan

21 yaşında Öğrenci

İbni Cerir hergün 80 sayfa yazı yazardı. Ama günde 10 sayfa okumaya erinen Berkecan kadar hiç çok bilemedi. Berkecan, İbn Cerir’in en büyük şansızlığının kendi ile tanışamamış olduğunu düşünür

Adı Muhlis

39 Yaşında Bakkal

En son karısı üçüncü defa evden kaçan oğlunu okumaya ikna edemeyen kendi evini idare etmekten aciz iki çocuk babası Muhlis, devleti yönetenlere oturduğu koltuktan akıl verebilir.

Sakinim…

Ezgi Akgül

Von #Türkei angeführter #Turkstaaten-Rat eröffnet Büro in Attilas #Ungarn

Top-Diplomaten aus der Türkei, Ungarn, Kasachstan, Aserbaidschan und Kirgisistan haben an der Einweihungsfeier teilgenommen.

Der Türkische Rat eröffnete am Donnerstag in Budapest ein Büro in Anwesenheit von Spitzendiplomaten aus vielen türkischen Nationen.

Bei der Zeremonie sagte der türkische Außenminister Mevlut Cavusoglu, es sei eine stolze Gelegenheit für die Gemeinschaft der türkischsprachigen Nationen.

„Nach einem Jahrzehnt seiner Gründung hat der Türkische Rat seine Bedeutung als effektive internationale Organisation bewiesen und diese Familie wächst“, sagte Cavusoglu.

Er sagte, dass Bereiche wie Wirtschaft, Handel, Zoll, Informationstechnologien, Logistik, Diaspora und Bildung die Turkstaaten zusammenbringen.

Auch der ungarische Außen- und Handelsminister Peter Szijjarto sagte, sein Land habe sich stets für die Zusammenarbeit von Ost und West eingesetzt.

An der Zeremonie nahmen auch der kasachische Außenminister Muhtar Tleuberdi, der aserbaidschanische Außenminister Elmar Mammadyarov, der kirgisische Außenminister Chingiz Aidarbekov und der Generalsekretär des Türkischen Rates Bagdad Amreyev teil.

Der Türkische Rat wurde 2009 als zwischenstaatliche Organisation gegründet, die eine umfassende Zusammenarbeit zwischen türkischsprachigen Staaten fördern soll.

Die vier Gründungsmitglieder sind Aserbaidschan, Kasachstan, Kirgisistan und die Türkei, aber Ungarn erhielt 2018 einen Beobachterstatus.

Letzte Woche kündigte Cavusoglu auch an, dass Usbekistan beim Türkischen Rat einen Antrag auf Mitgliedschaft gestellt habe, und Turkmenistan bekundete seine Absicht, ein Beobachterstaat zu werden.

Hilafetin bekası için Hindistan hilafet derneği tarafından toplanan bugünkü 1.200.000 cumhuriyet altını karşılığı olan para Osmanlı bankasında bulunan Mustafa Kemal Paşa hesabına yatırılıyor.

Şimdi burada bir duralım.

Bu para Hindistan’dan nasıl geliyor?

Deve ya da fil sırtında mı?

Yok canım. O zamanlar Hindistan İngiliz idaresi altında. Para da İngiliz bankaları kanalı ile hesaba aktarılıyor.

Ee hani bu İngilizler Mustafa Kemal’e karşıydı. Bunlar salak mı ?Sen hem düşman ol , hem de düşmanının hesabına çok yüklü bir paranın kendi bankaların kanalı ile gönder.!!

Kurtuluş savaşında harcanmak üzere gönderilen bu paranın 150.000 altın lirası Yunan işgalinde tahrip edilen batı Anadolu köylere dağıtılıyor. Bu da tamam.

Büyük taaruzdan önce devletin kasasında orduyu doyuracak , asker subayın maaşını verecek para kalmayınca zamanın savunma bakanı Mustafa Kemal’den para istiyor!

Sonra ne mi oluyor?

Mustafa Kemal paranın 650.000 altın lirasını devlete BORÇ olarak veriyor. Hemen sonra da borcu devletten tahsil ediyor , yani geri alıyor. Demek ki bu parayı kişisel hakkı bilmiş.

Lozan münakaşalarının birinci etabı sonunda İngiliz başbakanı Lord Curzon’un diretmesi ile hilafet de kaldırılınca paranın gönderilme nedeni ortadan kalkmış oluyor. Yani para ortada kalıyor.

Yok canım tabii ki ortada kalmıyor. Zaten birileri bu parayı şahsi hakkı bilmiş.

Mustafa Kemal iste bu paranın bir kısmı ile İş bankasını kurduruyor banka müdürlüğüne Celal Bayar’ı getiriyor kendisi de kurucu büyük ortağı oluyor.

Böylece Mustafa Kemal dünyanın tek banker lideri olma özelliğini kazanıyor.

Tabii dir ki artan para ile Mustafa Kemal bir çok şahsi yatırımlarda bulunuyor. Fabrikalar, Çiftlikler, Bağlar, Bahçeler , Köşkler…

Servetine servet katıyor.

Sonunda, ülkenin en büyük fabrikatörü, en büyük üreticisi, en büyük toprak ve mülk sahibi , en büyük bankeri kısacası en zengin kişisi olarak ölüyor; Ölünce de bankadaki hisselerini CHP ye bırakıyor.

İş bankasının ortağı olmak sıfatıyla kapitalist sistemin finans/ kapital ayağında yer alan CHP ise kendini solcu olarak tanımlıyor .

Çarpıklığa bak!

Daha da ötesi; Çok şey bildiğini sanan aslında kör /cahil olan ahmaklarımız buna inanıyorlar.

Bu ahmaklar ne geçmişi, ne ne de bu günü irdelemekten aciz. Ha bir de Atatürk’ü koruma kanunu çıkarmışlar ki dünyada bir örneği , eşi benzeri yok. Neyi koruyorlar acaba kendi hayal dünyalarında kurdukları sırça köşkü mü?

Genetiği değiştirilen GDO ürünler, Ebter, Kısırlık özelliği tüketenlerin bünyesini etkilemektedir, buradaki amaç fakir ülkelerin nüfus çoğalmasına son verilmek isteniyor …1975 Yılında Türkiyede Ortalama 25 Yaşındaki Bir Erkeğin Spermindeki Canlı Hücre Sayısı 250 milyon iken ; 2010 Yılı İtibariyle Bu Sayı 75 Milyona Düştü.. Eğer Gdo lu Ürünleri Yemeye Devam Edersek 2050 Yılında Türkiye Nüfusunun % 80 i Kısırlıkla Karşı Karşıya Kalabilir.. bu plan yabancı . David Rockefellerin Önderliğini yaptığı CFR(Amerikan Dış İlişkiler Konseyi) nin Aile Planlaması Raporunda Dünyanın Nüfusunun Hızla Arttığı Ve Eğer Müdahele Edilmesse Artık Üretilen Besinlerin İnsanlığa Yetmeyeciğini Açıkladılar.. Bu gerekçeyle Gdolu Ürünleri hayatımıza sokarak , daha sağlıklı daha uzun raf ömürlü daha kaliteli gibi masallarla bizi uyuttular….Gdolu Ürünlerin Zararlarını Şu Şekilde Örneklendirebiliriz; 2 Fare grubundan birinci gruba normal soya ikinci gruba gdolu soya verildiğinde 1 yıl içinde 1. gruptaki ölüm oranı %9 iken ikinci grupta yani gdolu ürün kullanan gruptaki ölümlerin oranı %55 olduğu gözlemlenmiştir , üstelik geriye kalan % 45 lik kısımda ise ciddi organ sıkıntıları ve çeşitli rahatsızlıklar gözlemlenmiştir.. Gdonun Kısırlaştırıcı etkisine gelirsek; kişinin kendisinide içine almak koşuluyla 3 nesil sonrasına kadar uzanabilmektedir.. Yani planın nihai hedefi aslında 2- 3 nesil sonraki insanları kısırlaştırmak, Yeni Dünya Düzeni Kapsamındaki Amacı Zaten bu … Bu plan Sadece Seçilmiş insanların oluşturduğu diğer insanların köle olduğu bir toplum oluşturmak ve Yeni Dünya Düzeninin Diğer Basamakları Olan Tek Dünya Hükümeti , Tek Dünya Dini , Tek Dünya Dili ve Bizim Bahsettiğimiz Kapsamda Tek Dünya Milleti oluşturmak için bir basamak… Bu Plan „Yeni Dünya Düzen“ i Kapsamında kapitalist sisteme muhtaç bireyler(köle) oluşturulmasıdır.. Abd nin 56. Dış İşleri Bakanı Henry Kissengerin Söylediği Gıdayı Kontrol Eden İnsanı Kontrol Eder “ sözüde GDOnun Ne Denli bir Düşünce Sonucu Ortaya Çıktığını gözler önüne sermektedir..“ Ayrıca Gdolu Ürün Pazarlamasını Tekeline Almış olan Monsanto Adlı Amerikan Şirketinin de Finansörlüğünü Rockefeller Vakfının Yapması

Gdo ve Yeni Dünya Düzeninin Kesişim Noktasına Değindim.. Amacım bütün insanların bazı küresel güçlerin küçümsenemeyecek kadar büyük niteliklere sahip olduğunu göstermek… Eğer hala bu mevzulara inanmayarak bu küresel potansiyele sahip olan siyaset ve para babalarını küçümsüyorsanız.. Bir örnek vererek yazımı bitireyim…Türkiyenin Bütçesi Yaklaşık 1 Trilyon Dolar İken Rockefelller Ailesinin Bütçesi 20 trilyon dolardır(yıllık kontrol edilen para)… Şunuda unutmayınki bu devirde para kimdeyse yaptırım gücüde onda oluyor..

ķüçük bir not turkiyenin de ithal ettiği ve dünyanın her tarafına gönderilen çocuk aşılarıda bu ailenin şirketlerinde üretilmektedir

(G)lobal (D)evlerin (O)yununa Gelmeyelim… Lütfen Bu Yazıyı Paylaşalım…

 kamal’dan evvel Tarzan’lik yapiyorduk zaten 🙂

Ses ver ADANA

Ses ver ADIYAMAN

Ses ver AFYON

Ses ver AĞRI

Ses ver AMASYA

Ses ver ANKARA

Ses ver ANTALYA

Ses ver ARTVİN

Ses ver AYDIN

Ses ver BALIKESİR

Ses ver BİLECİK

Ses ver BİNGÖL

Ses ver BİTLİS

Ses ver BOLU

Ses ver BURDUR

Ses ver BURSA

Ses ver ÇANAKKALE

Ses ver ÇANKIRI

Ses ver ÇORUM

Ses ver DENİZLİ

Ses ver DİYARBAKIR

Ses ver DÜZCE

Ses ver EDİRNE

Ses ver ELAZIĞ

Ses ver ERZİNCAN

Ses ver ERZURUM

Ses ver ESKİŞEHİR

Ses ver GAZİANTEP

Ses ver GİRESUN

Ses ver GÜMÜŞHANE

Ses ver HAKKARİ

Ses ver HATAY

Ses ver ISPARTA

Ses ver MERSİN

Ses ver İSTANBUL

Ses ver İZMİR

Ses ver KARS

Ses ver KASTAMONU

Ses ver KAYSERİ

Ses ver KIRKLARELİ

Ses ver KIRŞEHİR

Ses ver KOCAELİ

Ses ver KONYA

Ses ver KÜTÂHYA

Ses ver MALATYA

Ses ver MANİSA

Ses ver MARAŞ

Ses ver MARDİN

Ses ver MUĞLA

Ses ver MUŞ

Ses ver NEVŞEHİR

Ses ver NİĞDE

Ses ver ORDU

Ses ver RİZE

Ses ver SAKARYA

Ses ver SAMSUN

Ses ver SİİRT

Ses ver SİNOP

Ses ver SİVAS

Ses ver TEKİRDAĞ

Ses ver TOKAT

Ses ver TRABZON

Ses ver TUNCELİ

Ses ver URFA

Ses ver UŞAK

Ses ver VAN

Ses ver YOZGAT

Ses ver ZONGULDAK

Ses ver AKSARAY

Ses ver BAYBURT

Ses ver KARAMAN

Ses ver KIRIKKALE

Ses ver BATMAN

Ses ver ŞIRNAK

Ses ver BARTIN

Ses ver ARDAHAN

Ses ver IĞDIR

Ses ver YALOVA

Ses ver KARABÜK

Ses ver KİLİS

Ses ver OSMANİYE

Güzel Yurdumun her bir köşesine Selam ve dua ile inşallah Kalın sağlıcakla

Broken trust can be repaired but it will never gain the same strength.

Unterbrochenes Vertrauen kann repariert werden, es wird jedoch niemals die gleiche Stärke erlangen.

Ali Şükrü Bey :

„Efendiler soruyorum düşmanın 6 ay sonra iade ettiği toprak var mıdır?Yoktur efendiler…

Hangi toprak bir daha iade edilmiştir?Musul’u bir sene sonraya bırakmak, neticesinde kaybetmek demektir…

Mehmetçiğin süngüsüyle kazanılan muazzam zaferi Lozan’da heba ediyorsunuz!..“

Mecliste 2. grubun lideriydi.

1. grup M.Kemal ve çevresindekilerdi.Onların yaptıklarına itiraz eden,M.Kemal’in tek adamlığa gittiğini görüp olacakları sezenler ise 2.grupta yoğunlaşmıştı.

Mecliste her kürsüye çıktığında, acımasızca iktidarı eleştiriyor ve Lozan heyetinin, Lord Curzon’un oyunlarına kurban gittiğini iddia ediyordu.

Ali Şükrü Bey’in bu muhalafeti en çok M.Kemal’i kızdırıyordu.Silah çekip Ali Şükrü Bey’in üstüne yürümüş ve mecliste kavganın eşiğine gelmişlerdi.

Sonuçta mecliste bazı olaylar oldu Ali Şükrü Bey’in bu muhalafeti neticesinde.Ali Şükrü Bey korkusuz bir mebustu ama kendisini hedef haline getirmişti.

Çok değil bir kaç gün sonra iple boğularak öldürülmüş olarak, Çankaya sırtlarında toprağa gömülü olarak bulundu.

Böylece en sert muhaliflerden biri susturulmuş oldu…

die Braunen wachsen und gedeihen nur so lange, solange Bertelsmann oder Springer dies duldet. Ein Fingerschnipp und die Ewiggestrigen gehören der Vergangenheit an

TÜM DÜNYA’nın BİLDİĞİ GERÇEKLERİ,NEDEN 5816 SAYILI KANUNLA GİZLEMEK İSTİYORSUNUZ?

Tarihe malolmuş her Lider’in mutlaka Biyografisi,yada OTO BİYOGRAFİ’si vardır.Lâkin,Mustafa KAMAL müstar isimli JOSSİPH M. KOCHEN’nin hakkında yazılmış bir Biyografi sözkonusu değildir.Milleti,onun sahte kahramanlıklarıyla kandırıp,aldatıyorsunuz!Daha İLKOKUL devrinde başlatılan Psikolojik OPERASYON,Çocukların masum beyinlerine zehir gibi zerkediliyor.NEDEN?Çocuklar,Türklük ve Türkler’in Tarih’ini öğrenmeden evvel,her derste,JOSSİ ile şişiriliyorlar…Anası Zübeyde Hanım…Hanım olduğunadair elinizde kanıt,karine VARMI?Babası Ali Rıza Bey…Way canına!Mustafa Kemal gibi,bu isim de “MÜSTEAR“Yahu,Abraham nasıl da transforme edilip,nasılda,Ali Rıza oluyor!?Bir PARANOİD MOGALOMAN’ı nasıl da ROMAN KAHRAMANI yapıp,bu azizmillete yalan söyleyerek,ona,bu YAHUDİ’yi, onun(milletimizin) rızası hilâfına zorla “KAHRAMAN,“KURTARICI“ olarak kabul ettiriyorsunuz!!Dünya’nın,sadece SOVYETLER döneminde STALİN,“JUSİPH JUGASHWİLİ“Rus milletine TANRI olarak zorla kabul ettirilmişti.Stalin,Gürcistanlı bir kunduracının oğlu ve aslen Yahudi idi.Ruslar,kendi Tarih’ini öğrenmeye başladı,Çinliler hakeza öyle…Pekalâ;Bu aziz millet,gerçek Tarihi,kimden öğrenecek?Bizim milletimiz,Yahudiler’i sevmez,ama tepelerde oturanlar da tuhaf birYAHUDİ AŞKI VAR!BuJOSSİ’nin katlettiğ,(Şehid ettiği) 500 bin Masum Müslüman’ın AHÎ,Kıyamet’e kadar duyulmayacak,Hesap sorullmayack mı?Okullarda,hemen ,hemen her derste “ATATÜRK“ konusunun işlendiği,her seferinde yalan söylendiği,artık bilinen bir gerçek ken,Bu aziz millete gerçeği ne zaman söyleyeceksin EY DEVLET???Mason olduğu bilinmesin diye,“MASON’lluğu yasakladı yavşaklık numarasına yatmayın.Çünkü;ona atfedilen İNKÎLÂPLAR,tam anlamıyla MASONİK PRENSİPLERDİR!!! BU AZİZ MİLLETE DOĞRUYU SÖYLEYİN LAN ALLAHSIZLAR!!!

Burada Trbzonlu var..!!!ARTIK YETERRRR!!!

Bu aziz milletin atasına,Peygamberine,hattâ Dini’ne söven bir Yahudi’yi,korumak,kollamak,bu milletin seçmiş olduklarının asli vazifesi değildir!JOSSİ’yi eleştirenlere:Aptal,Marjinal,Meczup! demekle,acı gerçekleri,öyle kolayca geçiştiremez ve üstünü örtemezsiniz!Bu aziz milletin,Kendi Tarihi’ni öğrenmeye hakkı vardır!ALLAH belânızı vermeden,gerçekleri artık,bir an önce bu Aziz millete anlatın!Milletimizin içine bir fitne olarak girmiş olan bu yılan zehirine karşı,“PANZEHİR“ olan gerçekleri izah edecek bir devlet adamı yokmu Türkiye’de.Bu yalan,KIYAMET’e kadar sürsün diyenleri,hem zaman,hem de Rahman cezalandırır!!!YALAN CUMHURİYET TARİHİ YENİDEN BİR TARİHÇİLER KOMİSYONU TARAFINDAN YAZILANA KADAR,Sizler,korkunç bir lânetin üzerinizde dolaşacağını ve ölene kadar da bunun sizi asla terketmiyeceğini artık BİLİN!!!

Herşey onunla başladı.

Tanzimat Fermanı ile Batılılaşmayı başlatan Osmanlı Devleti’nde ilk Mason devlet adamlarından Sadrazam Mustafa Reşid Paşa…

1800’de İstanbul’da doğan paşa,fakir bir ailenin çocuğu idi ama kısa sürede devlet memurluğunda yükseldi.Fransa ve İngiltere elçilikleri görevlerinde bulundu.

Londra’da İskoç mason Lord Rading aracılığıyla masonluğa girdi.İngilizler onu Osmanlı Devleti ile ilgili emelleri doğrultusunda çok iyi kullandı.

Tanzimat Fermanı, İngilizler tarafından Mustafa Reşid Paşa’ya adeta telkin edildi.

İngiliz yanlısı bir politika izleyen Mustafa Reşid Paşa, İngilizler için tavizler veren bir politika izlediği için Sultan 2. Mahmud’un şimşeklerini üzerine çekti.

Hatta idam fermanı çıktı hakkında.Ama yurtdışında iken çıkan bu fermandan haberdar olan paşa İstanbul’a gelmeyerek kurtuldu.

2.Mahmud Han’a; daha önce Tanzimat Fermanını ilan etmesinin Avrupa ile ilişkileri düzelteceğini söylemiş, ama sultan bunun İngilizler’in istekleri olduğunu bildiği için kabul etmemişti.

2.Mahmud 1839’da vefat edince, ülkeye döndü ve henüz 16 yaşında tecrübesiz olan Abdülmecid Han’a Tanzimat Fermanı’nı kabul ettirdi.

Böylece Osmanlı Devleti’nin hasta adam olarak tanımlanacağı bir dönem ve Avrupalıların devlet içindeki gayri müslim teba’nın hakkını savunmak bahanesiyle devletin içişlerine karışma dönemi başladı.

Abdülmecid Han devrinde defalarca sadrazamlık yapan paşa, ülkede pek çok yerde mason localarını açtı ve yeni masonların yetişmesine sebep oldu.

Onun yetiştirmesi Ali paşa’da; 1856’da Islahat Fermanını çıkardı.Ülkenin bir çok şehrinde açılan Mason Locaları sonucu, yetiştirme paşalar ve en sonunda İttihatçılar ile devlet 1839’da başlayan bu akımın kurbanı oldu.

Hariciye Nazırı iken İngilizlerle imzaladığı 1838 Baltalimanı Antlaşması ile Osmanlıyı ekonomik açıdan bitirdi adeta.

Tanzimat ve Islahat Fermanları ile gayri müslimler; verilen hak ve imtiyazlar ile Müslümanlardan daha ayrıcalıklı olmuşlardı.

Batılılaşma devri resmen Tanzimat Fermanı ile başladı.Osmanlı Devletini bitirecek İttihatçıların öncüleri Reşid Paşa ve yetiştirmesi Ali Paşalardı.

Devlete büyük zararlar veren ve adam kıtlığı yüzünden bu makamları işgal etmiş olan, İngilizler’in her zaman destek verdiği

Mustafa Reşid Paşa 1858’de vefat etti.

Bild könnte enthalten: 1 Person, Text

1414

3 Kommentare

9 Mal geteilt

Gefällt mir

Kemalizm, ideolojik şirk dinine dönüştüğü, kulların kullara ibadet ölmüşlere secde ettiği, anıtkabirin ruku, tâzim ve mozelelerin havada uçuştuğu bir tapınağa, öğretilerinin ibadet şeklini aldığı bir kulluk nizamı haline geldi.

Çağın cahiliyesi ve müşrikleri bu olsa gerek.

Hira Dağının Çocukları

10 Std. · 

AMACIMIZ SUNNİ Şİİ AYRIMCILIĞI YAPMAK DEĞİL. AMA MİLLETİMİZ BİLMESİ GEREKEN HAKİKATİ BİLMELİ.

*•Iraklı Şii araştırmacı Ensar El-Sadr’ın makalesinden* *•“İtirafname..•*

Biz arlanmaz utanmaz bir toplumuz“…

…Ve tarihî gerçekler asla unutulmamalı…

■ Şam, İran ve Irak’ı kim fethetti?…

-Ömer bin Hattab [Sünni]

■ Pakistan, Hindistan ve iki nehir ardındaki ülkeyi kim fethetti?…

-Muhammed bin Kasım [Sünni]

■ Kim Kuzey Afrika’yı fethetti?…

-Kutaybe bin Muslim [Sünni]

■ Endülüs’ü kim fethetti?…

-Tarık bin Ziyad ve Musa bin Nasır [Sünni]

■ İstanbul’u kim fethetti?

-Fatih Sultan Mehmet [Sünni]

■ Sicilya’yı kim fethetti?…

-Esed bin Furat [Sünni]

■ Kim Endülüs medeniyetini kurdu ve ilim yuvası yaptı?…

-Emevi halifeler [Sünni]

■ Hıttin’de Müslüman lider kim idi?…

-Selahaddin-i Eyyubi [Sünni]

■ Kim İspanya’yı bozguna uğrattı Fas’ta?…

-Abdulkerim el Hattabî [Sünni]

■ Kim İtalya’yı hesap vermeye zorladı Libya’da?…

-Ömer el Muhtar [Sünni]

■ Ve yakında kim Rusları perişan etti Çeçenistan’da?…

-Hattap [Sünni]

■ Kim Afganistan’da NATO’nun yüzünü toprağa sürttü?…

-Sünnîler.

■ Kim Amerika’nın Irak’tan çekilmesini sağladı?…

-Sünnîler.

■ Kim Filistin’de Yahudi’ye karşı durdu?..

-Ahmet Yasin [Sünni]

İşte bunlar sûnnilerin durumları..

—————————————-

Gelelim biz ŞİİLERİN HALLERİNE..

*-• Lâkin.! biz Şii olarak*

*çocuklarımıza ne bıraktık?.*

■ *Kim Hüseyin’e ihanet etti ve Kerbela’da yalnız bıraktı?…*

-Al Muhtar al Sakafi [Şii]

■ Abbasi Halifesi Radio Billah’a kim ihanet etti?…

-Buvehyun [Şii]

■ Kim Alif-Holako (Hulagu)’nun pis işlerini örtbas ederdi?…

-Nasır al Tosi [Şii]

■ Kim Fransızlara yardım etti Müslümanlara karşı?…

-Fatimiyyun [Şii]

■ Selçuklu Sultanı’na kim ihanet etti?…

-Tuğrul al Basasiri [Şii]

■ Kudüs’ü işgalde Haçlılara kim yardım etti?…

-Ahmet bin Ata’a [Şii]

■ Kim Selahaddin Eyyubî’nin ölümünü organize etti?…

-Kenz al Devle [Şii]

■ Holako’yu (Hülagu) Şam’da kim ağırladı?…

-Kemalettin bin Bedir al Tiflis [Şii]

■ Hacer’ül Esvedi kim çaldı ve kim hacıları öldürdü?…

-Abu Tahir al Karmati [Şii]

■ Mehmet Ali’nin Şam’a saldırısına kim yardım etti?…

-Şiiler.

■ Napolyon’un Mısır’a saldırmasında yardımcı olan kim?…

-Şiiler.

Ve yakın zamanda:

■ Kim Yemen’de İslamî merkezleri hedef alıyor?…

-Husiyyin Şiiler.

■ Kim Amerika’nın Irak işgalini tebrik etti?…

-Sistani ve al Hakim [Şiiler]

■ Afganistan işgalinde Haçlıları tebrik eden kim?…

-İran [Şii]

■ Suriye’de kan akıtan kim?…

-İranlı, Iraklı ve Afganlı Şiiler.

■ Kim biz Burma ile teröre karşıyız dedi?…

-Necat [Şii]

■ Suriye’de kanlı rejimle kim birlik oldu ve Rusya’ya destek verdi?…

-Hamaney [Şii]

—————————————*Ey.! Ümmet-i Muhammed a.s görülüyor ki:*

Şiilerin kalemleri, kılıçları ve dilleri hep Sünni Müslümanlara karşı olmuştur…

Allah cümlemize akıl, izan nasip etsin… Ve gerçeği görmemizi takdir etsin…

„Cumhuriyet tarihimiz boyunca eğitimde bize özgü bir gelenek oluşturamadık, sistemi kuramadık, Batı’yı kopyalamayı tercih ettik. Sonuçta kendi değerlerine bîgane kalan, aslını inkar eden, kayıp nesiller yetiştirdik“

Recep Tayyip Erdoğan

Başkan

09.09.2019

-İngilizlerin atası Robin Hood’dur hırsızlığı ile anılır

-Rusların atası Katarina’dır kevaşeliği ile anılır

-Türklerin atası Fatih Sultan Mehmet Han’dır ADAMLIĞI ile anılır

CHP’liler Hdp’lilere Atatürk Dedirtemezler Anıtkabir’e Götüremezler İstiklal Marşını Söyletemezler Türk Bayrağını  Öptüremezler Ama HDP’liler CHP’lileri Gel dedimi Getirebilir Sus dedimi Susturabilir Çık Dedimi sokağa salabilir PKK paçavrası okunurken Ayağa Dikebilir…

Müslüman Bilim Adamları

1. Akşemseddin: Pasteur ’dan 400 sene önce mikrobu bulmuştur

2. Ali Kuşçu: Büyük astronomi bilgini. İlk defa ayın şekillerini anlatan kitabı yazmıştır.

3. Ebul-Vefa: Trigonometri’de tanjant,cotanjant,sekant,kosekant ’ı bulan büyük alimdir

4.Biruni: İlk defa dünyanın döndüğünü ispat etmiştir.

5. Ebu Kamil Şü’ca: Avrupaya matematiği öğretmiştir.

6. Ebu Ma’şer: Med-Cezir (Gel-Git) olayını ilk o bulmuştur.

7. Battani: Dünyanın en büyük kaşifidir. Trigonometrinin kaşifidir

8. Cabir Bin Hayyan: Atom bombası fikrinin babası ve kimya biliminin atası büyük alim

9. Cezeri: 8 asır önce otomatik sistemin kurucusu ve bilgisayarın babasıdır

10. Demiri: Avrupalılardan 400 sene önce zooloji ansiklopedisini yazmıştır.

11. Farabi: Ses olayını ilk defa fiziki yönden açıklamıştır.Sesin fiziki izahını ilk defa o yapmıştır

12. Gıyasüddin Cemşid: Matematikte ondalık kesir sistemini ilk o bulmuştur.

13. İbn Cessar: Cüzzamın sebebini ve tedavisini 900 sene önce açıklamıştır

14. İbn Hatip: Vebanın bulaşıcı bir hastalık olduğunu ilmi yoldan açıklamıştır

15. İbn Firnas: Wright kardeşlerden bin sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştirdi.

16. İbn Karaka: 900 sene önce harika bir torna tezgahı yapmıştır

17. İbni türk: Cebirin temelini atan bilginlerdendir

18. İdrisi: Yedi asır önce bugünkü ne çok benzeyen dünya haritası çizmiştir

19. İbni Sina: Eserleri Avrupa üniversitesinde 600 sene ders kitabı olarak okutmuştur. Tıbbın babasıdır. AVRUPA ya göre adı AVICENNA’dır.

20. Kadızade Rumi: yaşadığı asrın en büyük matematik ve astronomi bilginidir. Fizik kurallarını astronomiye uyarlamıştır

21. Kambur Vesim: verem mikrobunu R.Koch’tan 150 sene önce keşfetmiştir

22. İbnünnefis: avrupalılardan üç asır önce küçük kan dolaşımını keşfetmiştir

23. Piri Reis: 400 sene önce bugünküne en yakın dünya haritasını çizmiştir.

İsrail okullarında filistinli çocuklara israil milletinin en büyük ve itibarlı bir millet oldugunun ögretilmesi okul müfredatına girdi…Buna karşı çıkan filistinlilere ise hapis cezası verilecek.1923 ten sonra aynı yöntem bizde uygulandı. İtiraz edenlere hayat hakkı tanınmadı. Ya öldürüldü,ya zindanlarda çürüdü.Ne yazık ki o masum şehitlerin torunları dedelerinin ve ninelerinin katillerine aşık ettirildi. Olayın özeti bu..

 Trolleniyorsunuz arkadaşlar google görsel den arama yaptım bu karının ismi mia malkova’ymış kendisi abd de bir porno yıldızıymış….muhtemelen chpli trollerin hazırlamış olduğu bir caps..gerçi onlar analarının resmini de b u tip manipülasyonlarda kullanmakta sakınca görmezler

„Iqra! Bismi Rabbikellezi halaq“ (Alak:1)

„Oku! Yaradan Rabbının adı ile“

İlk ayetin de ilk emr’ini „oku“ ile veren Rabbim, yeni eğitim ve öğretim yılında bütün yavrularımıza zihin açıklığı versin.

Vatanına,Milletine ve Bayrağı’na hayrlı bir evlat olmayı nasip etsin.

Biliyor muydunuz?

FOX Tv’nin sahibi „Rupert Murdoch“ adında bir Yahudi.

Murdoch, dünyanın en zenginleri listesinde 9 milyar dolarlık servetiyle 73. sırada bulunuyor.

Ayrıca FOX film şirketinin de sahibidir.

Filimleri, dünyaya etki eden ailelerin istediği subliminal mesajları veren filimlerdir.

Şimdi anlatacaklarıma dikkat kesilin.

FOX Tv’nin birçok ülkede şubesi vardır.

Bu kanal dünyayı yöneten Yahudi para baronlarına bağlı olarak çalışır.

FOX TV, bu para baronlarına aykırı iş yapan ülkelerdeki liderleri yıpratmak için medya operasyonu yapar.

Gerekirse hükümet ve lideri düşürmek için yalan veya aleyhte haber ve programlar yapar.

Dünyaya yön veren ailelerin FOX TV’ye verdiği görev budur.

Avrupa’da bile para baronlarına aykırı iş yapan hükümet ve liderlerin, FOX TV haberleriyle seçimi kaybetmesini sağlamıştır.

Bazı ülkelerde ise iç isyan çıkarmaya yardımcı olup hükümetin düşmesini sağlamıştır.

FOX’un sahibi Murdoch, düzenli olarak İsrail’li devlet yetkilileri ile görüşmektedir. 

Dünyayı yöneten ailelerin kurduğu ekonomik toplantılara düzenli olarak katılmıştır.

Attığı twetlerde İslam’a ve Müslümanlara açık hakaretler vardır.

Para oligarkları dünyanın herhangi bir yerinde ekonomik ve askeri darbe yaptırırken FOX TV direk katkı sağlamaktadır.

ABD ve İngiltere’nin küresel operasyonlarına destek vermiştir.

Medyası ile Yahudi lobisine verdiği destek sonucunda yılda 35 milyon dolar kazanmıştır.

Aynı zamanda Avrupa ve Amerika’da birçok gazetenin sahibidir.

FOX TV’nin sahibi Murdoch’a ait 5 medya organı incelendiğinde yılda 30.000 defa İslam’ıve Müslümanları kötülediği ortaya çıktı.

2891 makalede İslami terör ifadesini kullandığı gözlemlendi.

Siz FOX’u muhalif kanal diye izlersiniz fakat bilinçaltınıza operasyon yapıldığının farkına varmazsınız.

Çocuklarınızı ve ailenizi bu kanaldan uzak tutun.

Bu kanalı hukumete muhalif diye izlersiniz fakat aslında bu kanal devlete, vatana ve İslam’a muhaliftir.

Bir ekonomik tetikçi.

Bir kültürel tetikçi.

Bir darbe aracı.

Şimdi pür dikkat.

ABD ve Yahudi lobilerinin başlattığı ekonomik operasyonların ve darbelerin tümünde yer alır.

Taktik gayet basit.

Amerikan kanalı olarak bir yandan ekonomiye saldırırken diğer yandan hükümeti içerden zayıflatmak için uğraşıyor.

FOX Türkiye kanalı da aynısını yapmaktadır.

Şaşırtıcı bir örnek verelim.

Trump’ın attığı skandal tweet ile dolar kuru yine yukarı doğru tırmanırken FOX TV’den yapılan yayınlarda gerçeklerin üzeri örtülmeye çalışıldı. 

FOX TV ise Başkan Erdoğan ve Bakan Berat Albayrak’ın konuşmasından sonra doların yeniden tırmanışa geçtiğini söyleyerek, alçakça bir algı operasyonuna imza attı.

Ya şuna ne dersiniz?

Murdoch’un sahibi olduğu FOX News’in, 15 Temmuz darbe girişiminin sürdüğü sırada; „Darbe başarılsaydı, İslamcılar kaybetmiş ve biz kazanmıştık“ ifadelerini kullandı.

Ve artık o soruyu soralım.

Devlet veya Erdoğan bu kadar tehlikeli bir kanalı neden kapatmıyor?

Kapatamıyor dostlar.

Kapatmaya gücü yetmiyor.

Dolar, faiz ve NATO düzenini kabul eden her ülkeye en az 3 tane yabancı medya kanalının olması şarttır.

Bu medya kanalları ülkenin dolar, faiz ve NATO düzeninden çıkmaması için haber ve programları kontrol ediyorlar.

Bu düzene aykırı iş yapan ülke liderini haber programları ve manşetlerle itibarını sarsarak indiriyorlar.

Unutmayın, Erbakan Hocayı 3 manşet ve 2 haber programı ile algı operasyonu ile indirdiler.

FOX TV küresel güçlere bağlı itibar operasyonu yapan bir aygıttır. 

Partisi ideolojisi dini yoktur.

FOX TV’de yayınlanan diziler ise insanları kültür ve dininden uzaklaştıracak ısmarlama projelerdir.

NOT: Bu yazıyı risk alarak yazdım. Uygun şartlarda daha fazlasını yazacağım.

Devlete büyük bir saldırı başlatıldı. Devlet FOX ve türevlerine her ne olursa olsun darbeyi vuracaktır. Ekonomik krize sebep olsa bile…

Bekleyin daha fazlasını anlatacağım.

— Mustafa Güldağı —

Bild könnte enthalten: 1 Person, Brille und Text

Sultan Abdülhamid, toplumun ticaret yapmasından, üretmesinden yana idi. Bugün devlet memuru olma isteği öldürücü bir hırsa dönüşmüş durumda. Bu yanlıştan dönülmeli.

Girmediğimiz savaşta 22.663 kayıp

08 Eylül 2019 Pazar

Benim adım Abdurrahman. Benim adımın 3 dayanağı var. 1-Bir sahabe adı olması, Abdurrahman b. (Avf) ra, Abdurrahman bin Ebî Bekir ra.

2-Endülüs fatihi Abdurrahman-ı Gafigi, 3-Askere giden bir daha geri dönmeyen dayımın adı olması.

Abdurrahman el Gafigi hakkında Diyanet Ansiklopedisinde özetle şu bilgiler yer alıyor: Yemen asıllı Cihad’a katılmak için gittiği Kuzey Afrika’da Mûsâ b. Nusayr ile birlikte Endülüs’e geçti Ardından Endülüs’ün doğu sahillerinin fethine komuta etti. 721’de Semh b. Mâlik’in Toulouse’de  şehadeti  üzerine kısa süre valilik yaptı. Yerine vali olarak Anbese b. Sühaym tayin edilince, görevinden ayrıldı ve güçlü bir ordunun kumandanı olarak Arbûne (Narbonne) taraflarına gitti ve  fetihlere devam etti. Emevî Halifesi Hişâm b. Abdülmelik tarafından 730’da Endülüs valiliğine tayin edilen Abdurrahman, “el-Arzu’l-kebîre” olarak bilinen Gaule (Galia, bugünkü Fransa) bölgesine sefer yapmak için hazırlıklara girişti. 732 yazında Roncevaux Boğazı’ndan Pireneler’i geçip Bordeaux üzerine yürüdü. Dordogne nehri sahilinde Aquitania Dükü Eudes’ü mağlûp ederek Bordeaux’yu işgal etti. Bunun üzerine Eudes, Müslüman kuvvetlerinin ilerlemesini durdurabilmek için Charles Martel’den yardım istedi. Kral unvanı taşımamakla beraber Franklar’ın başında bulunan Charles Martel, Abdurrahman’ı durdurmak için harekete geçti. İki ordu Poitiers’nin 20 km. kuzeydoğusunda bugünkü Moussais-la-Bataille mevkiinde karşılaştı. Abdurrahman’ın kuvvetlerinin hafif süvarilerden meydana gelmesine karşılık Frank ordusu zırhlı piyadelerden oluşuyordu. 114 Ramazanında (732) karşı karşıya gelen iki ordu, bir hafta kadar bekledikten sonra birkaç gün devam eden amansız mücadelede Müslümanlar ağır kayıplar verdi. Abdurrahman el-Gāfikī savaş meydanında atından düşerek şehid oldu.”

Benim nüfus kaydım 10 yaşımda çıktı. Meğerse 5 yaşında okula kaydetmişler. 10 yaşında ilkokulu bitirip diploma almam gerekince nüfus cüzdanım olmadığı anlaşıldı. Nüfus kaydımı 2 yaş büyük yazdılar.

Adımı dedem Abdurrahman Gafigi koymak istemiş ama, anlamaz, bilmezler, telaffuz edemezler diye sadece Abdurrahman kalmış. Zaten ben doğduktan bir hafta sonra da dedem müftü Mehmet Emin Aksay vefat etmiş. Ben büyük yazılan yaşımı daha sonra mahkeme kararı ile düzelttim.

Adım, daha çocukluğumdan beri hayatıma yön verdi. Kendimi Tarık b. Ziyad’ın ordusundaki biri gibi düşündüm. “Gemileri yakan” bir mücahid. “Adının sahibi” olmak diye bir şey var bizim geleneğimizde. Yoksa “Adsız” kalırsınız.

Peki bayram değil seyran değil, nereden çıktı bu konu? Murat Bardakçı 1 Eylül’de bir yazı yazdı. Yazının başlığı “Bugün, İkinci Dünya Savaşı’nın 80. yıldönümüdür! Girmediğimiz bu savaşta 22 bin 663 şehid verdiğimizi bilir misiniz?” idi. Bunun benimle ne alakası var?

Bu haberin devamı özetle şöyle: “Büyük Millet Meclisi’nin 24 Ocak 1951’deki oturumunda Kore’ye gönderilen Türk Tugayı hakkında konuşan DP’nin Afyon Milletvekili Ali İhsan Sabis ortaya abartılı bir iddia attı ve “İkinci Dünya Harbi esnasında seferber edilmiş olan birliklerimizde bakımsızlık ve ihmal yüzünden ölen askerlerimizin sayısı, muharebe etmediğimiz halde 100 bine yakındır” dedi. (…) CHP’nin yine eski bir subay olan Kars Milletvekili Hüsamettin Tugaç bu konuda bir soru önergesi verdi. Tugaç, MSB Hulûsi Köymen’in cevaplandırmasını istediği önergesinde, Ali İhsan Paşa’nın iddiasının doğru olup olmadığını soruyor ve “Şayet doğru değil ise, hakiki miktarı açıklayın” diyordu. MSB Hulûsi Köymen, Tugaç’ın önergesine Meclis’in 6 Nisan 1951’deki oturumunda cevap verdi ve 2. Dünya Savaşı’nın patladığı 1939’un son dört ayı ile sona erdiği 1945’in ilk beş ayı arasında geçen 5 sene 9 ay 7 gün içerisinde toplam 22 bin 663 askerimizi kaybettiğimizi açıkladı.”

Acı gerçek şu ki, sınırlarımızı bekleyen, kara, hava, deniz kuvvetlerine bağlı, subay, gedikli, er ve öğrenci  askerlerimizden 22 bin 663’ü soğuk, açlık ve hastalık yüzünden kaybedilmiş. Bu rakam hastahanede hayatını kaybedenlerin sayısı. Meclis zabıtında “hastalanıp hava değişimi için memleketlerine gönderilen ve bir daha kendisinden haber alınamayan askerler” bu toplama dahil değil. İddia toplamın 100.000’e yakın olduğu şeklinde.

Bu konunun benimle ilgisi şöyle. Adını taşıdığım dayım, işte bu listede soğuk, açlık ve hastalık yüzünden hayatını kaybedenlerden.

Biliyorsunuz, Hasan Aksay benim dayım. Anne tarafından ailemizin en büyüğü Hasan Aksay. Baba tarafından ailemizin en büyüğü Maraş’ta yaşayan Mustafa Dilipak. Onlar kendi kardeşlerinin en küçükleri idi. Hasan Aksay 90 yaşına geldi. Ankara Üni’de okudu, Bakanlık yaptı, hep kardeşinin mezarını aradı, ama bir türlü bulamadı. Ve hâlâ da bulunmuş değil. Şimdi tekrar, bir kez daha, kayıtlar digitalleştirilirken, belki bulunur umudu ile MSB’ye yazı ile başvurdu. O hava değişimine gönderilmemişti. Ankara’da idi, nerede, nasıl hayatını kaybettiğini ve nereye gömüldüğünü bilmiyoruz. Ben 70’imi geçtim ve onun adını taşıyorum. Ama hâlâ dayımın mezarı nerede bilmiyorum. Abdurrahman b. (Avf)’ın yaşadığı yere gittim. Abdurrahman el Gafigi’nin doğduğu Yemen’e, gittiği Endülüs’e gittim, o coğrafyaları dolaştım, onların mezarlarını biliyorum ama kendi ülkemde dayımın mezarını hâlâ bulamadım.

Milli Savunma Bakanımızdan, Genelkurmay Başkanımızdan ben de talep etsem, dayımın mezarı nerede ve vefatı ile ilgili raporunda ne yazıyor!. Nerede ve nasıl kaybetti hayatını?

Biz insanız, herkesin özel dünyasında beyninde ve yüreğinde ne gibi fırtınalar kopuyor, insanlar rüyalarında, hayal dünyalarında neler yaşıyorlar bilmiyoruz. Dışarıda kocaman bir dünya var. Savaşlar, ekonomik güç gösterileri, dev endüstriler. Keşke paylaşmayı öğrenebilsek, çünkü kederler paylaşıldıkça azalır ve mutluluklar paylaşıldıkça büyür. Büyük hesaplar arasında küçük ayrıntıların gözden kaçmayacağı bir dünya için herkesin bir şeyler yapması gerek. Parmak uçlarımız gibi farklı da olsak, birbirimiz için yapacak küçük şeyler olduğunu ve bu mutluluğun bizi daha büyük bir ortak geleceğe yönlendireceğini düşünüyorum. Selâm ve dua ile.

Günün Özeti

YORUM YAZ

Ne düşünüyorsun?

İsminizi yazın

adiniz@eposta.com

TAVSİYECİTAVSİYECİ2 sa önce

2. Dünya Savaşı’na girmedik ama, 3. Dünya savaşı kapımıza dayandı. Kardeşlerim: Bu büyük savaşa kendinizi hazırlayın. Bu savaştan kaçış yok. Gerçekten çok büyük acılar yaşanacak. Oluk oluk kanlar akacak. Akdeniz kırmızıya boyanacak. Gidip te dönmemek, gelip te görmemek var. Onun için, bu güzel günlerin kıymetini bilin. Ailenizle daha çok vakit geçirin. Hayatı dolu dolu yaşayın. Ama, ibadetlerinizi kesinlikle aksatmayın. (Allah’a emanet olun).

davincidavinci2 sa önce

türkiye kore savaşına natoya katılabilmek için girmişti sanırım.o tarihte o savaşa katılmamış olsaydı türkiye ne olurdu.bugün ne durumda olurduk.yaşça bizden büyüksünüz bilgi birikiminiz muazzam.bu savaş hakkındada yazar mısınız.hala tartışma konusu çünkü.aslında akit gazetesi okuru değilim.sizin yazılarınızı okuyorum arada bir.siyasetlede ilgim alakam yok.bendeki merak.

Kolaylaştırınız!! zorlastirmayiniz!!Kolaylaştırınız!! zorlastirmayiniz!!3 sa önce

Elimizle kurduğumuz sistemler, kurumlar,biz insanlar birbirimize kolaylastırmalıyiz islerimizi, O’nun mutevazılığını, sadeliğini, hoşgörüsünü örnek alsak kolaylasirdi hersey. Hayat zaten zor, hesap ağırken bari biz kendi aramizda birbirimize engeller, zorluklar çikarmasak.Ah önce ve daha çok islamin bu ruhuna, özüne ait konular anlatilsa, memleket meselesi yapilsaydı 40-50 yildir, simdi bambaska bir yerde olurduk millet devlet, müslümanlar olarak. Belki kasten mi yapilmadi diye düşünmeden edemiyor insan. Sonucta yeni yasadik gordük bati her donem gonderiyor lawrence’lari.

hocam güzel olmuş. madem bu konuya girmişsiniz. o yıllarda kimlerin rusyada olduğu gibi marxın örnek alınıp halkı açlıktanisyan ettirip kominizmi getirmek içinnasıl sanal kıtlık çıkarıp memleketi açlıktan kasıp kavurduğunu bu kıtlıktan ölen milyonların sayısında açıklasaydınız. hatta bunun için izmir TMO sini kimin babasının yaktığını ofis buğdaylarının açlıktan ölen halka verilmeyip denize döküldüğünü de açıklasaydınız.

MehmetMehmet10 sa önce

Değerli hocam rahmetli babam bazen kurbanlık veya köyden bize gönderilen koyun , keçi gibihayvanları keserken biz de abimle beraber ona yardımederdik hayvanı keserken ayaklarını tutardık .Hayvan kesildikten sonra öyle çırpınırdı ki onu tutarken ellerimiz acırdı.Babam hayvanı kestiğinde çoğu zaman gözlerinden yaşlar gelirdi. Bize de babamın bu davranışı zayıflık gibi gelirdi.Şimdi yaşım ilerledikçe babamı anlıyorum .O ölüm acısı ki Üzeyir peygambere kendisini Allahın izni ile dirilten hz.İsaya rabimize söyle o acıyı bize bir daha yaşatmasın dedirtmişti. Ölüm acısı herhalde bu dünyadaki en büyük acıdır.O acıyı tatmış bütün canlılara içimde büyük bir saygı ve merhamet oluşuyor.Ne kadar basit geliyor insanlara falanca kişi ölmüş derken ….o an nasıl bir andı …nasıl bir acıydıkaskatı kesilen bedenin gördüğü o şey…Hz Ali ölmeden önce „Kabenin rabbine and olsun ki ben kazandım“ demişti. Selametle kalın

Mikail okuroğlu Mikail okuroğlu 10 sa önce

Allah için seviyorum sizi 34 yıldır birlikdeyiz hamdolsun çok şey katdınız hayatımızaselam ve dua ile .

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

لَا حَوٍلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا باللهِ

.

La hawla wala quwwata illa billah

.

There is no might nor power except with Allah

Am Beispiel gescheiterter Flüchtlingsdeal mit der Türkei: 

Wie unverschämt die Medien die Leser betrügen

(Dieser Artikel lohnt sich komplett zu lesen, sehr gut, enttarnt die Propaganda Techniken der deutschen Medien im Detail.)

Wie manipulativ die deutschen „Qualitätsmedien“ sind, kann man derzeit besonders gut an dem Thema „Flüchtlingsdeal mit der Türkei“ studieren. 

Schon seit fast zwei Monaten werden dem deutschen Publikum die aktuellen Entwicklungen konsequent verschwiegen. 

Welche sind das ?

2016 haben Brüssel und Ankara den Flüchtlingsdeal geschlossen. 

Darin hat sich die Türkei verpflichtet, Ihre Grenzen zur EU für Flüchtlinge zu schließen und diejenigen, die es trotzdem bis nach Griechenland schaffen, aber nicht asylberechtigt sind, wieder zurückzunehmen. 

Die Türkei hat Ihren Teil erfüllt, der Flüchtlingsstrom ist weitgehend versiegt.

Im Gegenzug hat die EU der Türkei Milliarden versprochen, um die Kosten für die Unterbringung der Flüchtlinge zu decken und Sie hat der Türkei Reiseerleichterungen, also die Abschaffung der Visapflicht für Türken, versprochen.

Die EU hat aber der Visapflicht nie aufgehoben und noch nicht einmal die volle versprochene Summe bezahlt. 

Die EU ist auf ganzer Linie vertragsbrüchig.

Hinzu kommt, dass die EU sich mit der Türkei nun auch noch um Gasförderungen vor Zypern streitet und deshalb sogar Sanktionen gegen die Türkei diskutiert. 

Da die EU in Sachen Flüchtlinge auf die Türkei angewiesen ist, ist das ein sehr schlechter Moment, um Sanktionen gegen die Türkei anzudrohen.

Im Juli haben führende türkische Politiker bereits gesagt, dass der Flüchtlingsdeal in naher Zukunft Geschichte sein wird, wenn die EU nicht endlich Ihre vertraglichen Verpflichtungen erfüllt. 

Wer die internationalen Nachrichtenagenturen verfolgt, der weiß also seit Juli, dass da was in der Luft ist, nur die deutschen „Qualitätsmedien“ hielten es nicht für nötig, darüber zu berichten.

Die deutschen Medien wollten und wollen offensichtlich das Thema aus Deutschland fern halten, denn es standen Wahlen in Brandenburg und Sachsen an und in sechs Wochen wählt Thüringen. 

Wenn es im Vorfeld dieser Wahlen Berichte gibt, dass sich eine neue Flüchtlingswelle nach Europa ergießt, kann man sich an drei Fingern abzählen, wer bei den Wahlen davon profitiert.

Dennoch bereiten die Medien Ihre Leser schonend auf das kommende Unheil vor. 

Wir lesen inzwischen immer mal wieder etwas über die Situation auf der griechischen Insel Lesbos. 

Jedoch fehlt in diesen Artikeln der Hinweis auf die mangelnde Vertragstreue der EU, vielmehr bekommt der deutsche Leser rührende Einzelschicksale von bedauernswerten Flüchtlingen präsentiert und erfährt, dass die Zahl der Flüchtlinge wieder steigt. 

Schuld sind natürlich die katastrophalen Bedingungen in der Türkei.

Ich meine das nicht einmal ironisch. 

Die Flüchtlinge sind tatsächlich bedauernswert. 

Nur könnten die Medien sachlich über die Vertragsverstöße der EU berichten und fordern, dass sich die EU an unterzeichnete Verträge hält. 

Das würde die Lage der Flüchtlinge verbessern. 

Stattdessen wird das verschwiegen und der Leser darauf vorbereitet, dass sich da etwas anbahnt und natürlich die Türkei Schuld ist.

Weiter im Artikel:

https://www.anti-spiegel.ru/…/am-beispiel-gescheiterter-f…/…

ANTI-SPIEGEL.RU

Am Beispiel gescheiterter Flüchtlingsdeal mit der Türkei: Wie unverschämt die Medien die Leser betrügen | Anti-Spiegel

Wie manipulativ die die deutschen „Qualitätsmedien“ sind, kann man derzeit besonders gut an dem Thema „Flüchtlingsdeal mit der Türkei“ studieren. Schon seit fast zwei Monaten werden dem deutschen Publikum die aktuellen Entwicklungen konsequent verschwiegen. Welche sind das? 2016 haben Br….

Vatandas ecnebînin hesabını bozdu. Bütün Fetöcü teröristler, PKK’lı teröristler, Geziciler, Dhkpc aklına kim gelirse hepsi ‚Susamam‘ ve ‚Olay‘ tagına yükleniyor.

Maksat Vatandas çığlığını duyurmamak.

Meydanı size bırakan namert olsun. 

Anneler ecnebînin hesabını bozdu. Bütün Fetöcü teröristler, PKK’lı teröristler, Geziciler, Dhkpc aklına kim gelirse hepsi ‚Susamam‘ ve ‚Olay‘ tagına yükleniyor.

Maksat annelerin çığlığını duyurmamak.

Meydanı size bırakan namert olsun. 

#AnnelerleBeraberizYaSen

Anadolu’nun Yunanistan işgali bitmemiştir

sadece Uniforma değiştirip Kıravat taktılar 

Türkçe isimleri var,Partileri var

CHP YASAKLANIRSA TÜRKİYE HÜR OLUR

Çok ilginç değil mi?

Amerika Irak’ı işgal ederken Irak ordusu hiç ortada görünmedi.

Irak ordusunun savaş uçakları hiç kalkmadı.

Tek bir tankı sokağa çıkmadı.

Amerika pikniğe gider gibi elini kolunu sallaya sallaya Irak’a girdi ve ele geçirdi.

Tüm dünya buna şaşırdı.

Peki, neden Amerika bir direnişle karşılaşmadı?

Saddam Hüseyin direnmeden Irak’ı Amerika’ya teslim mi etmişti?

İşgalden sonra ne Amerika ne de CIA bu durum hakkında tek açıklama yapmadı.

Yıllarca bu konu ve soru insanların zihinlerini meşgul etti.

Bu sorunun cevabını bilmek için 1950’de ABD tarafından CIA desteği ile Irak’ta büyütülen „Kesnizani Tarikatını“ bilmeniz gerekir.

CIA desteği ile Irak’ta büyütülen bu tarikat Avrupa Amerka ve Orta Asya’ya kadar yayıldı.

Saddam darbe devrim ile Irak’ı ele geçirdiğinde Saddam’a tamamen itaat ettiler.

Saddam da onlara bir şey yapmadı.

Fakat Kesnizani Tarikatı ordu, bürokrasi, emniyet istihbarata kadar her yere adamlarını sokup ülkeyi içeriden ele geçirdi.

Genelkurmay başkanından istihbarat başkanına, iç işleri bakanından emniyet amirlerine kadar çoğu kişi Kesnizani Tarikatına bağlıydı.

Tamamen CIA ve MOSSAD kontrolüne girmişlerdi. 

Üstelik Saddam’ın eşi ve akrabaları da Kesnizani Tarikatına bağlanmıştı.

Ve Irak Amerika tarafından artık işgal edilebilirdi.

Kimse direnmeyecekti.

Irak 2003’te işgal edildiğinde Kesnizani Tarikatının lideri Irak ordusuna, istihbarata ve emniyet güçlerine Amerikan askerlerine direnmemelerini emretti.

Sorunun cevabı verildi.

Türkiye’de FETÖ temizlenmeseydi bölünüp parçalamak için işgal edilecek ve Fetullah Gülen’in emri ile ne ordu ne istihbarat ne emniyet güçleri direnmeyecekti.

FETÖ ve Kesnizani Tarikatı eş güdümlü olarak büyütülüp dünyaya açıldı.

Ortak çalışmalar yaptılar.

Ve Saddam.

Her şeyi anladığında vakit çok geç olmuştu.

NOT: Kasım’a doğru FETÖ’ye yönelik yurt dışı ve yurt içinde büyük bir „kıran operasyonu“ başlayacak. 

Ve FETÖ ile şu kadar bile mücadele edilebilmesi aslında mucizedir. Zorluğundan haberi yok kimsenin. Ağzını gere gere basit bir şeymiş gibi konuşuyor gevşek!

1955’lerde temeli atılıp büyütülmüş, CIA tarafından dünyaya açılmış, bir tarafı Vatikan, bir tarafı MOSSAD, bir tarafı BND destekli olan bir yapıyı temizlemek kolay mı!

— Mustafa Güldağı —

Yeri gelmişken 

#Anıtkabire 

#Cami_Yapılsın Atalarımıza duâ edeceğiz 😏

Alevi Dedesi Mundar Kılıçdaroğlu, (Ezan okunuyorsa Atatürk sayesinde okunuyor) demiş. Birisi, şu geri zekalıya (Ulan alçak,ingilizin susturamadığı ALLAHÜ EKBER ezanını m.kamal yasaklamadı mı?1000 küsür yıldır anadoluda okunan ezanı bu adam susturmadı mı? diye bi sorsun.hiristiyan kiripto türk denildimi atatürkcü akla gelir islam düsmani mundar bunlar

Bakın pejmurde sürüsü! Ateşle oynuyorsunuz. Bu ülke dağ kanunlarının geçerli olduğu bir hale gelirse, pasaportlarınızı yanınıza alacak veya Ege kıyılarından bota binecek zaman bulamayacağınıza emin olun. Vallahi son soluğunuzu kıçınızdan alırsınız. Adam olun!

Ben KEMALIZM’e Karşimiyim ,

Hayir.

Karşı Hafif Kalir Ben  DÜŞMANIYIM KEMALIZM’in

Devlet-i Aliyyeyi Muhammediyye

 · 

BİLİYORMUYDUNUZ……

Chp yandaşı Ekşi Sözlük’ten İstanbul itirafları !!!! önce yayınladılar sonra sildiler.

Ekşi Sözlük, 23 Haziran seçimlerinden sonra Ekrem İmamoğlu’nun en yakın kurmaylarından, CHP İstanbul Büyükşehir Grup Başkanvekili Doğan Subaşı ile ilgili bir yazı yayınlandı.

O yazıda belediyede 3 ay içinde neler yapacaklarını, binlerce emekçiyi nasıl kapının önüne koyacaklarını bir bir anlatıyordu Subaşı…

CHP’nin İstanbul Büyükşehir’de İmamoğlu’ndan sonra gelen ikinci adamı partinin gizli toplantısında bakın neler anlatıyor…

1) 3 ay içinde tüm kadrolar değişecek hiçbir AKP’li kalmayacak.

2) Belediye 4 parçaysa 2’si CHP’nin, 1’i İyi Parti’nin, 1’i HDP’nin yönetiminde olacak.

3) HDP’lilere verdiğimiz sözleri tutmak zorundayız. İyi Partili arkadaşlarımızın buna karşı çıktığını görüyoruz ama şunu bilmeliler ki, İstanbul’u HDP’lilerin oyları ile kazandık. Onlar olmasa kazanma ihtimalimiz yoktu.

4) AKP’lilerin işten çıkarılması tepkilere neden olabilir. Bunun için profesyonel iletişim desteği alacağız.

İşten çıkarmaların tamamında toplumun tepkisinin azaltılacağı haber ve belgeler servis edeceğiz.

5) Medyayı güçlendirme kararı aldık. Türkiye’deki alternatif yabancı kaynaklı medyayı destekleyeceğiz.

AKP’liler İstanbul’da tasfiye edilirken çok farklı konularda ülke gündemi meşgul edilecek.

6) Tek bir zarfı (ihaleler kast ediliyor) AKP’liler almayacak.

Bölüşümleri il başkanları belirleyecek.

Gerekirse İzmir, Eskişehir veya Güneydoğu’dan hak edişi olan şirketlere zarflar verilecek.

7) İBB’nin güvenlik personellerini çok hızlı değiştireceğiz. Biliyorsunuz belediyenin güvenliği otomatik silah taşıyabiliyor. Bu birim partinin güvenliği için önemli.

😎 Vakıflar üzerinden tartışmaları büyütmemiz lazım. Bir sonraki seçimde kendi tabanımızı mutlu edemezsek kazanamayız.

Bunun için onların vakıflarını itibarsızlaştırıp yerlerine kendi vakıf ve derneklerimizi koyacağız.

9) HDP’lileri kaybetmezsek hiçbir sorun yaşamayız. İstanbul’da bizim için kilit parti HDP. AKP’ye karşı kazanmak için HDP’yi hoş göreceğiz.

10) Ekrem Bey ortalık sakinleşince Demirtaş’a teşekkür ziyaretinde bulunacak. Avrupa’daki dostlarımız da Demirtaş’ın sürekli gündemde tutulmasını istiyor. Bu ziyaret bunun için çok önemli.

11) Klasik medya haber siteleri artık yeterli değil. Sosyal medyanın gücü tartışılmaz. Kriz anlarında sosyal medyadan bir taş atıyorsunuz 40 akıllı çıkarmaya çalışıyor. Gerçek ortaya çıkana kadar herkes algıya zaten inanıyor. Artık önemli olan algı. Bu seçimlerde Ekrem Bey bunu ispatladı.

İşte böyle… Haziran’ın 27’sinde Ekşi Sözlük’te yayınlanan, sonra ne olduysa kaldırılan o sayfada bunlar yazıyordu. İmamoğlu ve ekibinin 3 ay içinde yaptıklarına bir bakın… Eylem planlarını milim sapma göstermeden nasıl bir bir uyguladıklarını göreceksiniz…

İmamoglu kucakliyor, herşey „güzel“ olacak Istanbul !!!!!!!

Bild könnte enthalten: 1 Person, Text

 Gurbetçi’nin Almanya İmtihanı

Hep özenirdim Almancilara,en iyisini onlar alir giyer,onlar binerdi iyi arabalara,bizede tadımlık cikolata, kahve, babama gömlek getirirlerdi,özenirdik ozamanlar çünkü yoktu elimizde ,yokluk icindeydik aç acikta degildik ama mutluyduk en azindan. Gün geldi çattı bizede nasip oldu Alamanya, artik bizde Almanci olacaktik icimizde büyük bir sevinç vardı, okulu bırakacağım gün tarih belliydi, hatta ucak biletimiz bile alınmıştı,hatırlıyorum

ARKADAŞLARIMDA BANA ÖZENİYORDU

Avrupalara gidiyorsun bizi unutma çikolata getir diyorlardı, hafif bir tebessüm vardi yüzümde,aklimda sadece Arabamiz olacagi, yeni kıyafetler ,çikolata ve Alamanyayı cok merak ediyordum

çocuktum cünkü, Almancilarda ne gördüysem aynisi ni bende yasamak istiyordum özenti işte… İlk defa Havaalanina geldim, ne kadar büyük tü ucaklar, ve başladı yolculuk,bir gece karanlığında geldik Alamanya’ya hemen uyuduk zaten heyecanliydik

biraz,ertesi gün uyandigimizda tanimadigimiz bilmedigimiz topraklara gelmiştik,sokaklarda oynayacak arkadaşlarımız yoktu,soğuktu insanlar ,zaten havada soğuktu.

Almanca bilmedigimiz den farkli okullara yönlendirildik tabiki bu yüzden bir baltaya sap olamadık,biraz Türkiyede, biraz da burda okula gittik  Herşey i tam yaşayamıyor duk sanki, herşeyimiz vardi Arabamiz,istemediğin kadar cikolata,kiyafetler vs, büyüdükçe garipleşiyordum..

Almanci olmuştuk, artik Vatan hasreti vardi bagrigimizda,izine gitmek icin adeta gün sayiyorduk,izin hazırlığı bile bir başkaydı sanki  Avrupa ya gelirken duyduğum ayni sevinci artik Türkiye için duyuyordum, çünkü insanin dogdugu büyüdüğü topraklar meğer bir baskaymiş,gec de olsa anliyor insan, artık dönemessin diyorlardi Camideki yaşlı amcalar, neden diyordum işte öyle diyorlardı, Türklerin bir cogu ağır işlerde Almanlarin istemedigi işlerde çalışıp ekmek paralarını kazanıyorlardı,Babam da cok çalışıyordu bir an önce para kazanip ev alip bir dükkan almayi düşünüyordu.

ÇOĞU İNSAN TABUTTA DÖNDÜ VATANA

Bazen Camilerde kilinan Cenaze namazları na denk geliyordum, ölen kisi yabancı olmasina rağmen, ailesinin acısını anlayabiliyordum, namazdaki yaşlı amcalar sanki sonlarını görüyor gibi bakıyorlardı birbirilerine, hepsi de “Gurbet elde bize ö’lüm gösterme Allahım diyorlardi” “ölüm herkese hak ama buralarda çekilmiyor diyorlardi”

Izinden izine Arkadaşlarımı görebiliyordum,onlar da ben gibi özeniyordu Almancilara bense onlara, dönmek istiyorduk istemesine ama her sene başka bi plan,engel cikiyordu karsimiza.

Gurbetcilerin en büyük korkusuydu sanki Türkiye ye kesin dönüş çünkü bir türlü bitmiyordu dünya işleri, herkes ucagin kanadinda gitmekten korkuyordu, Gaye ölmeden önce Vatan topraklarinda yasamakti, ama ondanda korkuyorlardı çünkü hep bir soru işareti vardi “ya yapamazsak? Gidip te rezil olursak ne yaparız bak Ali gitti geri geldi derler diyorlardı”

Kesin dönüş yapıp bir düzen kuranların hic lafını vermiyorlardı, çünkü işte ozaman kendi zayif noktaları ortaya çıkacaktı .

Artık bıkmıştık bu Alamancı hayatından,seneler su gibi akıp gidiyordu durduramiyorduk sanki ,hepsi gösteriş içindi simdi daha iyi anliyorum Almancıların gerçek durumlarini, sır gibi tutuyorlardı kendi aralarinda durum ve hallerini, çünkü çoğu Almanyadaki düzenleri ni farklı anlatıp övünüyorladı, Türkiyedeki lere hep iyi tarafından örnek veriyorlardi, ama asıl gerçek öyle değildi hep buruk yaşayıp kaderlerine razi oluyorlardı….

Bu hikayenin sonumu!! benden bukadar birazda siz anlatin….  Gurbetçi Arkadaşlar Lütfen Elden Ele Paylaşalım Herkes gerçekleri öğrensin..

Hangi yawşak hesabımı şikayet ediyorsa tinerci olasın, yankesicilik yaparken yakalanasın, polis bi ton sopa ata, acı dostun, cehennem yurdun olsun, gittiğin yol tuzak, yolun uzak, derdinin dermanı ecel olsun inşallahhhh

90 Yildir Astınız, işkence ettiniz, Hapse attiniz, Egitim Hakkini elinden aldiniz, sürgün ettiniz, Sokakta sürüklediniz kaç Müslümani Müslüman olmaktan vazgecirdinde salliyorsun kel oglan

Gurbet Aforizmaları

  Ben kimdir?, Gurbet

Gurbet AforizmalarıTürkiye’de yaşayan insanların bir çoğu yurtdışındakilere özenir. Gurbetçiler ise neredeyse bavullar hazır, hep dönmeyi isterler ama dönemezler.

Türkiye’de pek bilinmez, Avrupalıların ütopyası da Amerika’dır. Her şeyin daha güzel olacağı, fırsatlar ülkesi, American Dream…

Fakat gerçekle yüzleşince işler bozulur. Ne Fransa, ne de Almanya düşlerdeki gibi değildir. Amerika’ya da gitsen yağmur ıslatır, diş ağrısı uyutmaz.

Gurbet insana çakılan bir çividir. Sökülse bile izi kalır. Bkz. Konuşmak, dinlemek, duymak

Sokrates’e birisi için “seyahat onu hiç değiştirmedi” demişler. O da: “Normal, nefsini de beraber götürmüştür” demiş. Gurbet gerçek değildir.

Köyüne dönen gurbetçiyi bekleyen de koskoca bir düş kırıklığıdır. Zira o köyünü değil çocukluğun kaygısız günlerini aramaktadır.

Ama yaşlanmıştır bizim gurbetçi. Beli tutmaz, parası yetmez, çocukluk arkadaşları evlenmiş, eski otlaklara TOKİ konmuştur.

Gidemediğimiz için idealleştirdiğimiz diyarlarda nefsimizden kurtulmuş bir hayatı, aslî vatanımızı yani ALLAH’ı özleriz aslında. (Bkz. Ölürsem beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar!) Mevlânâ Hz’nin Mesnevî’sinde buyurduğu gibi:

“Dinle bu ney nasıl şikâyet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor, Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek kadın herkes ağlayıp inledi. Ayrılıktan parça parça olmuş kalp isterim ki iştiyak derdini açayım, Aslından uzak düşen kişi yine vuslat zamanını arar”

Netice? Vatan hasreti yabancı ülkede/şehirde yaşayan bir insanın hasret çekmesi veya kendini ait olmadığı bir yerde hissetmesi değildir.

Gençlerde bir daral, “gidecem buralardan”sendromu, yaşlılarda ise idealleştirilen, sadece güzel yanları hatırlanan bir mazi:“Eskiden herşey daha güzeldi”.

Kâh zamanda, kâh mekânda … gurbetteyiz bu dünyada ve bir vuslat arıyoruz.

Sigmund Freud insandaki gurbette olma duygusunu, yabancılık, terk edilmiş hissini sorgulayan “Das Unheimliche” adlı denemesini 1919’da yayınlamış.

Viyana’da doğup büyüdüğü halde kendisini gurbette hisseden hastaları Freud’u bu konu üzerine çalışmaya itmiş.

Freud “Das Unheimlich” üzerine çalışırken kelimelere büyük yer ayırmış. “heimat ve Heimatland” yani ev, vatan, anavatan, doğup büyüdüğü yer, memleket.

Freud “Das Unheimlich” için diğer lisanlardaki karşılıkları da aramış. Gurbetin fıtrî yönünü anlamak bir kaç örnek:

Latince: locus suspectus ; (Güvensiz yer) intempesta nocte (Tekin olmayan bir vakit)

İngilizce: uncomfortable, uneasy, gloomy, dismal, uncanny, gBir ev söz konusu ise: haunted. Bir insan için: a repulsive fellow.

Français: Inquiétant, sinistre, lugubre, mal à son aise.

Espagnol(Tollhausen, 1889) : sospechoso, de mal aguëro, lugubre, siniestro.

İster Freud okuyun isterseniz Mevlânâ Hz’nin Mesnevî’sini, şunu anlıyorsunuz: İnsan bu dünyadan değil.

Gurbet hissi İnsan’ın bu dünyaya ait olmadığını idrak etmesidir. Kendi ülkemizde hatta kendi ailemizde bile yalnızlık hissetmemiz bundandır.

M.Ö. 1ci asırda yaşamış Romalı şair Quintus Horatius Flaccus’un söylediği gibi:

“… Dertlerimizi avutan akıl ve hikmettir, O sonsuz denizlerin ötesindeki yerler değil, Niçin başka güneş başka toprak ararsın? Ülkenden kaçmakla kendinden kaçar mısın?  Keder nasılsa atının terkisine binip gelmeyecek mi? …”

İnsan kendisini etten ve kemikten ibaret zannettikçe mutsuz olmaya mahkûm. Varlığını, bedenini, ruhunu sorgulamak zorunda: Bkz. İbn Sina Sigmund Freud ile anlaşabilir miydi?

“İnsanın içinde modern felsefenin dikkate almak istemediği bir güç vardır; ve bu isimsiz güç bilinmedikçe pek çok insani eylem açıklanamaz…”

Edgar Allan Poe’ya bunları söyleten “isimsiz güç” nedir? Ya modern felsefenin insanı ve eylemlerini anlamakta zorluk çekmesinin sebebi?

Bunun cevabını yine en güzel şekilde veren Edgar Allan Poe olmuş: “En büyük çınar bir tohumda, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi.”

İnsan’a dair o gizli gücün hürriyet olduğu bundan daha güzel anlatılabilir mi? İnsan’ın henüz ortaya çıkmamış olan kâmiliyeti ve bunu ortaya çıkarma hürriyetinin İnsan’a verilmiş olması…

Zira Hayvan olgunlaşır, insan ise tekâmül eder. Bkz. Mükemmel / kusursuz / كميل / parfait / perfect / έντελέχεια

Ne doğum ne de ölüm tarihini seçebilen insanın hürriyeti nerede ?

Gurbet AforizmalarıGurbet Aforizmaları“…  İnsan bir et parçası olarak geldiği şu dünyadan mezarlık gübresi olarak mı gidecek? Bütün sevinçler ve üzüntüler birer abartı mıydı? Hiç manevra kabiliyeti yok mudur İnsan’ın? Şu morgda yatan zavallıya bakın meselâ. Doğmayı o seçmemişti. Ölmeyi de istemedi. İteklenerek girdi bir kapıdan, kıçına bir tekme yiyerek bir başka kapıdan dışarı çıktı şimdi. İki kapı arasında geçen zaman onun eseri olabilir mi? Başını ve sonunu seçmediği yaşamını farklı ve özelyapabilecek ne kaldı geriye? Rolex marka saati mi? Kokmuş çoraplarının bile çıkardılar. Ölüm ne acayip ülke, yolcuların kredi kartları ve iç çamaşırları gümrüğe takılıyor…”(Bkz. Yokluk var mıdır? isimli e-kitap, Kâmiliyet / έντελέχεια bölümü)

Hürriyetten vaz geçme hürriyeti İnsan’ın kullanabileceği son hürriyettir. Bu insanlıktan istifa etmek anlamına gelir.

Dünyada gurbeti tatmayana, mutluluğu hazda arayana yazıklar olsun. Bkz. Kafesi öz vatanı sanıyor Kuzgun

Korku ve gurbet arasındaki münasebet sorgulanmalı: Bkz. İnsan Yalan’dan değil Gerçek’ten korkar! Freud veya Hitchcock?

İnsan dinsiz olabilir ama gurbetsiz olamaz. Bkz. Dünya bizim evimiz değil (Alfred Hitchcock)

İnsan serbestlik ile hürriyet arasındaki farkı bilmediğinden nefsinin zincirlerini kanat zanneder. Oysa serbestlik hayvan için; özgürlük İnsan’a mahsus. (Bkz. Hayvan Serbesttir, İnsan Özgürdür)

Zincirlerini kanat zannedenler her istediklerini elde etseler bile mutsuz olurlar. Zira ele geçen hiçbir şey onu arzularken hissedilen boşluğu dolduramaz.

Arthur Schopenhauer “İsteme ve Temsil Olarak Dünya” isimli kitabında, Sigmund Freud ise “Mutsuzluk Kültürü” adlı eserinde bunu anlatır. Bkz. Mutsuzluk Kültürü – Unbehagen in der Kultur / Sigmund Freud

“… İnsan bir şeyden haz alabilmek için o şeyin yokluğunu, ızdırabını tatmaya muhtaç. Açlık gibi, soğuk gibi, yalnızlık gibi. Ama istenen bir kere ele geçti mi verdiği haz sönüp gidiyor. Yani geçici şekilde tatmin olmak mümkün ama mutlu bir halde sürekli kalmak imkânsız. Mutlu olmak insan tabiatına aykırı mı yoksa? …”

“… Bilimsel keşiflerle mutlu olmak ucuz bir mutluluk. Soğuk bir havada ayağını yorgandan dışarı çıkarıp tekrar içeri sokmak gibi. Tren olmasaydı sevdiklerimiz uzağa gitmeyecekti. Biz de seslerini duymak için telefona ihtiyaç duymayacaktık. […] Bebek ölümlerini azaltmak neye yaradı? Şimdi doğum kontrol yapmak zorundayız. Yine eskisi kadar çocuk büyütebiliyoruz. […] Sıkıcı ve zevklerden mahrum isek ızdıraplarla dolu bir ömrü uzatmak, uzun yaşamak neye yarar? Bir kurtarıcı bekler gibi ölümü beklemekten başka? …”

İnsanların garip ütopyaları vardır: ülke değiştirmezler her zaman; bazen yeni bir iş, bazen de yeni bir eşte sonsuz mutluluk ararlar. Ama yoktur. Neden?

M.Ö. birinci asırda yaşamış bir başka Romalı şair olan Aulus Persius Flaccus’un şu mısralarıyla cevap verelim:

“ … Kırdım diyorsun zincirlerini; evet, köpek de çeker koparır zincirini, kaçar o da, ama halkaları boynunda taşıyarak. Zincirlerimizi götürürüz kendimizle birlikte; tam bir özgürlük değildir kavuştuğumuz; döner döner bakarız bırakıp gittiğimize; onunla dolu kalır düşlerimiz …”

İlâhî saadeti dünyevî hazlarda arayan felâh bulmaz. Yaratan’a muhtaç olan kalbin yarasını yaratılmışlar nasıl tedavi etsin?

Dünyevî hazlar ilâhî vuslata susamış kalbe derman olmaz, tersine yarasına tuz basar. Montaigne’nin Denemler’de dediği gibi:

“…Bir hastaya iyilikten çok kötülük edersiniz yerini değiştirmekle. Hastalığı azdırırsınız kımıldatmakla, nasıl ki kazıklar daha derine gidip sağlamlaşır sarsıp sallamakla.  […] Ülke değiştirmekle kıskançlık, cimrilik, kararsızlık, korku, tutku bizi bırakmaz. Manastırlarda, medreselerde bile peşimizi bırakmazlar. Bizi nefsin tutkularından ne çöller kurtarabilir, ne mağaralar, ne de bedenimize ettiğimiz işkenceler …” (Kitap 1. bölüm 39)

… Gurbet konusuna psikanaliz, edebiyat ve resim sanatıyla yaklaşmak için 3 kitap …

freud-kapak 70 kitap indirin70 kitap indirin Gurbet / Das Unheimliche / homesickness / الاغترابGurbet / Das Unheimliche / homesickness / الاغتراب Gurbet AforizmalarıGurbet AforizmalarıGurbetçi Freud ve “Das Unheimliche”

Modern insanın kalabalıkta duyduğu yalnızlığı sorgulamak için iyi bir fırsat… Sigmund Freud gurbette olma duygusunu, yabancılık, terk edilmişlik hissini anlatan “Das Unheimliche” adlı denemesini 1919’da yayınlamış. İsminden itibaren tefekküre vesile olabilecek bir çalışma. Zira “Unheimliche” alışılmışın dışında, endişe verici bir yabancılık hissini anlatıyor.

Bu hal sadece İnsan’a mahsus: Kaynağında tehdit algısı olmayan, hayvanların bilmediği bir his. Belki huşu / haşyet ile akrabalığı olan bir varoluş endişesi? Gurbete benzer bir yabancılık hissi, sanki davet edilmediğim bir evdeyim, kaçak bir yolcuyum bu dünyada. Freud’un İd (Alt bilinç), Benlik (Ego), Üst Benlik (Süperego) kavramları iç dünyamızdaki çatışmalara ışık tutabilir mi?Dünyada yaşarken İnsan’ın kendisini asla “evinde” hissetmeyişi acaba modern bir hastalık mıdır? Teknolojinin gelişmesiyle baş gösteren bir gerginlik midir? Yoksa bu korku ve tatminsizlik hali insanın doğasına özgü vasıfların habercisi,  buz dağının görünen ucu mudur? Hem Sigmund Freud’u tanıyanların hem de yeni keşfedecek olanların keyifle okuyacağını ümid ediyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

sen-insansin 70 kitap indirin70 kitap indirin Gurbet / Das Unheimliche / homesickness / الاغترابGurbet / Das Unheimliche / homesickness / الاغتراب Gurbet AforizmalarıGurbet AforizmalarıSen insansın, homo-economicus değilsin!

Avusturyalı romancı Robert Musil’in başyapıtı Niteliksiz Adam, James Joyce‘un Ulysses ve Marcel Proust‘un Geçmiş Zaman Peşinde adlı eserleriyle birlikte 20ci asır Batı edebiyatının temel taşlarından biri. Bu devasa romanın bitmemiş olması ise son derecede manidar. Zira romanın konusunu teşkil eden meseleler bugün de güncelliğini koruyor.  Biz “modernler” teknolojiyle şekillenen modern dünyada giderek kayboluyoruz. İnsan’a has nitelikleri makinelere, bürokrasiye ve piyasaya aktardıkça geriye niteliksiz bir Ben’lik kalıyor. İstatistiksel bir yaratık derekesine düşen İnsan artık sadece kendine verilen rolleri oynayabildiği kadar saygı görüyor: Vatandaş, müşteri, işçi, asker…

Makinelerin dişli çarkları arasında kaybettiğimiz İnsan’ı Niteliksiz Adam’ın sayfalarında arıyoruz; dünya edebiyatının en önemli eserlerinden birinde. Çünkü bilimsel ya da ekonomik düşünce kalıplarına sığmayan, müteâl / aşkın bir İnsan tasavvuruna ihtiyacımız var. Homo-economicus ya da homo-scientificus değil. Aradığımız, sorumluluk şuuruyla yaşayan hür İnsan.Buradan indirebilirsiniz.

Edward Hopper’ı okumak

hopper-kapak 70 kitap indirin70 kitap indirin Gurbet / Das Unheimliche / homesickness / الاغترابGurbet / Das Unheimliche / homesickness / الاغتراب Gurbet AforizmalarıGurbet AforizmalarıAmerikalı ressam Edward Hopper sadece Amerika’nın değil bütün Batı kültürünün en önemli ressamlarından biri. Hopper ile Batı resmi asırlardan beri ilk defa kısır ekol savaşlarını, soyut resim / figüratif resim gibi ölü doğmuş dikotomileri aşma fırsatı yakaladı.

Bu bağlamda, perspektif, ışık, gölge vb tercihleri aşan Hopper’ın yeni bir şey yaptığını savunuyoruz: Hopper Rönesans’tan beri can çekişen figüratif resme yeni bir soluk verdi. Tezimiz budur. Bu lisan-ı sûreti tahlil etmek için sadece Hopper’dan etkilenen diCorcia gibi fotoğrafçıları değil ondan beslenen Hitchcock, Jarmusch, Lynch gibi sinema yönetmenlerini, romancıları da kitabımıza dahil ettik. Diğer yandan Hopper’ın tutkuyla okuduğu filozoflardan yani Henry David Thoreau ve Ralph Waldo Emerson’dan da istifade ettik. Elinizdeki bu kitap Hopper tablolarına aceleyle örtülen melankoli ve yalnızlık örtüsünü kaldırmak için yazıldı. Hopper’a bakmak değil Hopper’ı okumak için.Buradan indirebilirsiniz.

FacebookTwitterWhatsAppPinterestLinkedInGmailWordPressTumblrPrintFriendlyEmailTeilen

Osman Gazi’nin türbesini tekmeleyen Yunan Komutan

Osman Gazi‘nin türbesini tekmeleyen kişi, Venizelos’un oğlu Sofokles’tir. Venizelos belki tanıdık gelmiştir. Hani şu dans ederken çekilmiş meşhur bir fotoğraf var ya, işte tam da odur kendisi. Neyse Venizelos’u bir kenara bırakalım, merak edenler biraz araştırma yapsın, İstanbul’un işgal yıllarını. Bu makaleyi de içimizdeki Yunan sevicilerine yazıyorum. Lafı fazla uzatmadan Osman Gazi’nin türbesini tekmeleyen Sofokles’e geçelim.

Osman Gazi’nin türbesini tekmeleyen Yunan Komutan Sofokles

Yunan askerleri Bursa’ya girmiştir. Askerlerin başında Venizelos’un yedek subay olan oğlu Sofokles vardır. Osmanlının Taht şehrinde. Sanki tarih 600 sene öncesine dönmüştür. Sanki Bizans, asırların arkasından dönüp gelerek yarım kalan bir kavganın rövanşına çıkmıştır.

Tutsak şehirde ezanların hıçkırdığı bir Ramazan günüdür. Sofokles’in günlerden beri beklediği Atina’lı fotoğrafcı nihayet şehre gelmiştir. Sofokles fotoğrafçıyı da yanına alarak bir manga askerle birlikte Osman Gazi’nin türbesine yönelir.

Türbenin yanına vardıklarında kapının kilitli olduğunu görürler. Sofokles’in askerleri, bir kale burcuna saldırırcasına türbe kapısına yüklenirler. Tahta kapı çatırdıyarak devrilir. Sofokles önde, fotoğrafçı arkada türbeye girerler. Ne yapacağını anlamayan askerler de her an birileri çıkıverecekmiş gibi süngülü tüfeklerini türbe kapısına doğrulturlar.

Osman Gazi’nin sandukası, başındaki sarığıyla öylesine vakur öylesine haşmetlidir ki ister istemez irkilirler. Sofokles şaşkın bakışlar arasında sandukanın yanına gelir. Mahmuzlu çizmelerini kaldırarak sandukaya üst üste üç tekme savurur.

Fotoğrafcı donuk bir sırıtışla ne yapacağını düşünmektedir. Türbedeki uhrevi havanın sırlı sessizliği, kalp atışlarını esir almış gibidir. Sofokles kılıcını çekip hayali düşmanına doğru hamle yapar gibi sallarken bağırır:“ Kalk Koca Osman! Kurduğun devleti yıktık. Seni öldürmeye geldim. ”

Osman Gazi’nin türbesini tekmeleyen Sofokles, bir müddet türbenin içinde kılıcını sallayarak dolaştıktan sonra zafer kazanmış bir kumandan edasına bürünür. Bir ayağını sandukanın üzerine koyar. Kılıcına dayanır. Fotoğrafçıya seslenir:“ Çek bakalım bir Bursa hatırası.” Sofokles, Don Kişot tavrıyla çektirdiği bu fotoğrafın arkasına şu satırları yazarak Atina’ya gönderecektir.

“Ordularımız Bursa’ya hakimdir. Şu anda Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman ayaklarımın altındadır. Bizans’ın intikamını aldım.” 

Bu makaleyi okuduktan sonra halen Yunan seviciliği yapan insanın kanından şüphe duyarım ben arkadaş. Şunu da unutmadan söylemek istiyorum; ”Domuzdan post, gavurdan dost olmaz.”

https://www.t-online.de/…/australien-will-queen-elizabeth-i…

Nochmal im Hinblick auf die Queen.

Viele Staaten wollen Sie natürlich loswerden und plädieren auf Unabhängigkeit, was das Königshaus aber nicht zulässt.

Republik gefordert

Australische Politiker wollen Queen als Staatsoberhaupt loswerden

Mit einem überraschenden Vorstoß zur Abschaffung der Monarchie in Australien haben die Chefs der Bundesstaaten und Territorien die Republikdebatte neu angeheizt. 

Sieben der acht regionalen Spitzenpolitiker unterzeichneten eine „Erklärung über die beabsichtigte Unabhängigkeit“.

Die Republikaner-Bewegung veröffentlichte die Liste am Montag, einen Tag vor dem Nationalfeiertag, der an die Landung der ersten englischen Schiffe 1788 erinnert.

Die britische Königin Elizabeth II. ist Staatsoberhaupt der ehemaligen englischen Kolonie. 

Bei einem Referendum 1999 sprachen sich 55 Prozent der Australier für eine Beibehaltung der Monarchie aus. 

Seitdem hat sich in mehreren Umfragen eine Mehrheit für die Umwandlung in eine Republik ausgesprochen.

Politiker fordern australische Republik

„Im 21. Jahrhundert müsste Uns etwas Besseres gelingen, als unser Staatsoberhaupt aus einer Familie ungewählter Engländer zu rekrutieren, die in einem Palast in London wohnt“, meinte der Chef der Republikaner-Bewegung, Peter FitzSimons.

„Wir sind weltführend in so vielen Bereichen“, sagte Annastacia Palaszczuk, Ministerpräsidentin von Queensland an der Ostküste, nach Angaben der Republikaner-Bewegung. 

„Es ist an der Zeit, dass einer der Unseren das Land als Staatsoberhaupt führt.“

Nur der Ministerpräsident von West-Australien, Colin Barnett, unterzeichnete die Deklaration nicht. 

Er sei auch für die Republik, aber halte den Moment für eine solche Erklärung für falsch, sagte Er.

53 Staaten unter britischer Monarchie

Queen Elizabeth II. ist Staatsoberhaupt von 16 Ländern, unter anderem Kanada, Neuseeland und Jamaika.

Cami cemaati

üzerine oynuyorlar.

Etnik ve siyasi 

kimliklerle oynuyorlar.

Din, mezhep, cemaat 

kimlikleriyle oynuyorlar.

Ülkeyi birarada tutan siniruçlarıyla oynuyorlar.

Bütün ‚fay hatları’yla oynuyorlar.

Çok ince, çok tehlikeli oynuyorlar.

Kim, nerde, cok iyi bakın…

Eymen Egeli 

Arkadaşlar, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır.

Ben koyu bir Kemalist birisiydim idim. Lakin zamanla bazı noktalar bana aşırı mantıksız geldi ve tarafsız kaynaklardan incelemeye başladım.

Bazı arkadaşlarımız da bilmeye bilir ve bunu izah ederken, lütfen saygı çerçevemizi aşmayalım.

1. Dünya tarihinde hiç bir tane savaş kaybeden devlet dahi, 100 sene ceza almamıştır!

Ki sözde savaş kazanan ülkemiz aldı.

2. Savaş da Türk halkına en büyük zulmü Yunanlılar yapmıştır ve kimi bilir ki, dedelerimiz ninelerimiz anlatır halen bunu.

Savaşla uzaktan yakından alakası olmayan adalarımız, hem de can düşmanımıza, bizi yakından daha rahat vur dercesine, neden hediye edildi?

Ki Yunanistan’ın anageliri turizim den o adalardır!

3. Madem ki Atatürk her savaşı kazandı ve hiç yanlış yapmadı.

Daha onurla takdim edilmesi gerekirken, binlerce siyasetçi arasından, neden bir tek onu araştırmak yasak?

4. Atatürk’ü öven kitapların her birisinin ilk satırlarında, “ilk hedefiniz Akdeniz” ve Yunanlıları güya denize dökmüşler!…

Akdeniz bölgesinde hangi il ilçe vs. Savaş olmuş? Sıfır !!!

5. Siyasettin s sinden anlayan herkes bilir ki, Amerika ingiltere demektir, ingiltere de Amerika demektir.

Bunlar her savaş da birdir!

Kurtuluş savaşında, limanlarda yardım gemisi süsüyle, Amerikan gemileri de vardı. En büyük güç ingiltere idi. 

Peki İngilizler binlerce kilometre yolu tepip, taa Türkiye’ye spor olsun diye mi geldi?

Peki neden hiç bir kurşun sıkmadan, güle oynaya geri gittiler?

6. Aslan Bey üçyüz kusur askeriyle, onbinden fazla düşmanı yok edip, neden Atatürk’den hapise attırıldı?

7. Gelelim asıl beyin kemiren soruya!

Dedim ya koyu Kemalist dim bir ara.

Atatürk’ün öldüğü odayı gören var mı?

Küçücük iki kapılı bir oda…

Atatürk ölürken, neden baş uçunda bir Hoca yoktu? Ya da bir doktor? Ya da en azından bir Asker?

Saat durmuş da, muş muş da😃

1